Son Dakika Haberleri, Spor Haberleri, Siyaset Haberleri, Magazin, Astroloji, Cinsellik, Moda ve Aşk'a Dair Herşey - HaberAl.Tv
Hoşgeldiniz
Giriş / Kayıt Ol

Alternatif Tedavi


  • Progesteron İçeren Bitkiler Ve Besinler Hangileridir?

     

    Progesteron kadın sağlığında önemli rolü olan bir hormon çeşididir. Bu hormon menstrüasyonü düzenleyen, gebeliği destekleyen ve doğurganlığı artıran özelliklere sahiptir. Progesteron kadınları olduğu kadar erkekleri de etkileyen bir hormondur. Testosteron düzeytini değiştirir ve sperm sayısını etkiler. Progesteron yaşla birlikte azalır, bu düşüş menopoz belirtilerini de artırır ve prostat kanserine de yol açabilir. Sentetik ilaçlarla progesteron seviyesi yükseltilebilir, fakat bu ilaçlar çoğu zaman istenmeyen yan etkilere neden olduğundan en sağlıklısı progesteron hormonunu doğal yollardan temin etmektir.

    Dere Otu

    Alternatif bitkisel tedavi uzmanları genellikle yaraları tedavi etmek ve enfeksiyonu önlemek için antiseptik olarak bilinen, tıbbi adı Anethum graveolens olan dereotunu kullanmışlardır. Bu bitki aynı zamanda vücudunuzdaki hormonların çalışması üzerinde de etkilidir ve hatta diyabet tedavisinde bile rol oynar. Dereotunun bu tıbbi özellikleri içerisinde bulunan antioksidanlardan kaynaklanır "Fitoterapi Araştırması" Ekim 2006 sayısında yayımlanan bilimsel çalışmaya göre yüksek miktarda dereotu tüketiminin progesteron seviyesini artırdığı, üreme döngülerini uzattığı tespit edilmiştir. Salatalarınıza dere otu katarak yahut yoğurda dere otu ekleyip her gün dere otu tüketmekle progesteron seviyenizi doğal yoldan evde kendi kendinize de artırabilirsiniz.

    Avokado

    Progesteron içeren ilaçların çeşitli ciddi yan etkileri olduğundan, en doğrusu vücuttaki progesteron düzeylerini doğal olarak yükseltmektir. Avokado, üreme sistemi için son derece yararlı olan steroller açısından zengin bir bitkidir. Progesteron ve östrojen düzeyleri arasındaki dengeyi korumaya yardımcı olur ve yumurtalıkların düzgün işlemesine katkıda bulunur.

    Bektaşi üzümü (Amla)

    Bu meyve progesteron seviyelerini korumak ve karaciğer fonksiyonunu artırmak için, son derece önemlidir. Karaciğer yavaş çalıştığında, kandaki toksin ve kirleri filtre edemez, bunun sonucu olarak da progesteron üretimi önemli ölçüde azalır. Amla, karaciğeri güçlendirmekle kalmaz, aynı zamanda karaciğerdeki atıkların ortadan kaldırılmasına da yardımcı olur, progesteron üretimini teşvik eder ve kolesterol düzeylerini kontrol altında tutar. Her sabah aç karına 1 tatlı kaşığı amla tozunu su ile yutabilir yahut her gün düzenli olarak bu meyveden tüketebilirsiniz.

    Ispanak ve Domates

    Bu sebzeler antioksidan deposu olup vücut fonksiyonlarının iyi çalışması için gerekli besinleri içerirler. Ayrıca, progesteron üretilmesi için önemli bir vitamin olan B-6'yı da yeterli miktarda ihtiva ederler. Vücutta yeterli progesteron üretilmesi B-6 vitaminine bağlıdır, bu vitamin menstruasyon ve yumurtlamanın zamanında gerçekleşmesi için hayati öneme sahiptir. Ispanağı hafifçe haşlayıp yahut buğulanmış şekilde pişirerek, domatesi ise çiğ tüketmeniz önerilir.

    Ceviz

    Ceviz çeşitli mineral ve vitamin deposu harika bir yiyecektir. Cevizin bir özelliği de progesteronin gerekli miktarda üretmesi için vücudu uyaran sterollerce zengin olmasıdır. Ceviz ayrıca üreme sisteminin fonksiyonunu artırma ve sağlığı korumada etkii linoleik ve alfa-linoleik asit deposudur. Her gün sabah ilk iş olarak 6-7 ceviz yemelisiniz.

    Ay çekirdeği

    Çekirdek, hayati mineraller ve vitaminler açısından zengin, özellikle progesteron salgılanması için çok etkili olan B grubu vitamininden bolca içeren bir kuruyemiş türüdür. Progesteron seviyesini artırmak için her gün 2 yemek kaşığı ay çekirdeği tüketmeniz önerilir.

    Fermantasyon Soya

    Progesteron seviyeleri menopozdan sonra aniden düşüşe geçer, fakat bu durum uzun vadede sağlık ve postmenopozal belirtileri etkilemeye devam eder. Şubat 2013 "Klinik Beslenme Asya Pasifik Journal" dergisinde yayınlanan araştırmaya göre 6 ay boyunca beslenmelerine fermantasyon soya dahil eden 1. grup 31 postmenopozal kadının progesteron düzeyleri  ile 2. grup fermantasyon soyayı sınırlı miktarda alan 29 kadının progesteron oranları karşılaştırıldığında, 1. Grubun progesteron seviyesinde önemli bir artış gözlemlenmiştir.

    Devamı.. »
  • Erkeklik Hormonu Nasıl Artar Testosteronu Arttıran Yiyecekler Bitkiler

     

    Testosteron erkeklerin testislerinden salgılanan erkek cinsellik hormonudur. Testeron (testesteon) erkeklik hormonu olarak da bilinir. Kadınlarda da testosteron bulunmaktadır fakat bu miktar çok azdır. Bu hormon erkeklerin cinsellik karakterini belirleyici bir hormondur. Testosteron ayrıca kas kütlesini korumada, kanınızdaki akyuvar hücreleri seviyesini belirlemede, iyi hissetmede ve cinsel işlevlerde gerekli bir hormondur. Yaşlanmayla birlikte, 30 yaşlarından sonra vücut içerisindeki testosteron hormonu seviyesi düşmektedir. Testosteron seviyelerinin düşmesindeki diğer sebepler ise, sakatlık veya enfeksiyon, şeker hastalığı, kronik karaciğer veya akciğer hastalığı, hipofiz bezesinde sorun, stres, alkoliklik ve obezite olarak sayılabilir. Ayrıca bazı besin eksiklikleri sonucunda da oluşabilir. Düşük testosteron seviyesi hem yaşam kalitenizi hem de sağlığınızı olumsuz etkileyebilir. Halsizlik, ereksiyon olamama, depresyon veya diğer duygusal hastalıklar, uykusuzluk, konsantre olamama, kemik yoğunluğunun düşmesi ve vücutta yağ kütlesi artışına sebep olabilir. Testosteron seviyelerini öğrenmek için erkekler kan testi yaptırabilir. Eğer testosteron seviyeniz düşük çıkarsa, aşağıda anlatacağımız bazı yöntemleri uygulayarak bu sorununuzu giderebilirsiniz.

    Aşağıda testosteron seviyenizi doğal yollarla arttırmanın yollarını anlatacağız.

    Testeronu Artıran Gıdaları Bolca Tüketin

    Testeron seviyesini artırdığı bilimsel olarak ıspatlanmış bazı yiyecekler mevcuttur. Dr. Can Çiftçi testeronu artıran besinlerin şunlar olduğunu bildiriyor; Kırmızı et, kereviz sapı, kuşkonmaz, brokoli, nar, chia tohumu zencefil ve ananas. Bu sebzeleri direk yemek yerine suyunu da sıkıp tüketebilirsiniz.

    Kilo Vermek

    Kilo almak ile hormonal düzensizlikler arasında güçlü bir bağlantı vardır. Düşük testosteron seviyeleri, vücuttaki yağ oranının artmasına neden olur. Bunun sonucunda ise daha büyük hormonal dengesizlikler meydana gelerek, testosteron hormonu, östrojen hormonuna dönüşebilir. Fazla kilolarınızı vermek testosteron seviyelerinizi yüksektecektir. Haftada 0,5 kilogram ile 1,5 kg arasında vermek en iyi yöntemdir. Aldığınız kalori miktarını aşırı miktarda düşürmeyin, yalnızca az miktarda kalori miktarınızı düşürmeniz yeterli olacaktır. Eğer gün içerisinde çok az yerseniz, vücudunuz kendini kısıtlayacak ve testosteron üretmeyi durduracaktır. Kilo vermenin en iyi yolu düzenli egzersiz yaparak, sağlıklı beslenmedir. 

    Not: Aşırı zayıf olmakta testeron hormonuzun seviyesini düşürmektedir.

    Egzersiz (Spor Yapmak)

    Düzenli egzersiz yapmak, testosteron seviyesi düşük erkeklerin testosteronlarını yükseltecektir. Ayrıca dayanıklılığınızı ve enerjinizi arttırarak, daha rahat uyumanızı sağlayacaktır. Bunlara ek olarak fazla kilolarınızdan da kurtulmanızı sağlayarak, düşük testosteron seviyesini önleyecektir.

    1. Ağırlık çalışmak, testosteron seviyesini yükseltmek için yapabileceğiniz en iyi yöntemdir. En iyi sonuçları elde etmek için az tekrar ile fazla ağırlık kaldırınız. Bench press, squat, deadlift ve shoulder press gibi temel ağırlık kaldırma çalışmaları uygulamalısınız. Haftada 4-5 defa olmak üzere 30 dakika boyunca ağırlık kaldırma yapın.
    2. HIIT egzersizleri de testosteron seviyesini arttırmanın bir başka yoludur. Bu yöntem de ani hız artışları ve ardından yavaş toparlama aşamaları şeklinde yapılır. Bu yöntemi koşu bandında, bisiklette veya yüzme havuzunda uygulayabilirsiniz.
    3. Her hafta birkaç gün egzersiz programınıza kardiyo ekleyin. Koşmak, yüzmek veya diğer egzersizler kilo vermenize yardımcı olur. Aşırı çalışmaktan kaçının çünkü bu testosteron seviyenizde düşüşlere neden olabilir.
    4. Egzersizin etkisinden en iyi şekilde faydalanmak için, sporlarınızın arasına dinlenme süresi koyun. Aksi takdirde çalışma şekliniz, testosteron seviyelerinizi kötü yönde etkileyebilir.

    Uykunuzu İyi Alın

    2011 yılında yapılan bir araştırmaya göre yeteri kadar uyumamak genç erkeklerde testosteron seviyelerini aşırı kötü etkileyebildiği tespit edilmiştir. Bu yapılan araştırmada bir hafta boyunca günde 5 saatten daha az uyuyan erkeklerde testosteron seviyelerinin %10-15 oranında düştüğü görülmüştür. Testosteron seviyesinin düşmesine ek olarak, uykusuzluk, kortisol hormonunun yükselmesine neden olur ve kortison hormonu bir stres hormonudur. Yüksek seviyelerdeki kortisol hormonu da testosteron seviyesini kötü yönde etkiler. Bu sebeple günde 7-9 saat uyumaya özen gösterin.

    Stresi Azaltın

    Yüksek stres de düşük testosteron seviyeleriyle bağlantılıdır. Stresin yükselmesi ayrıca uyku kaliyenizi de etkileyip, testosteron seviyesinde düşüşe neden olacaktır. Ayrıca bir stres hormonu olan kortisol, bel çevrenizin yağlanmasına sebep olacaktır ve bu da testosteron seviyesinin düşmesi demektir. Stresi azaltmanın birçok yolu vardır.

    1. Derin nefes egzersizleri yapın.
    2. Hobilerinize zaman ayırın.
    3. Strese yol açan şeyleri belirleyip, bunlardan kaçının.
    4. Gün içerisinde yapacaklarınızı organize edip, zamanınızı düzgün kullanın.
    5. Pozitif ve gerçekçi bir yaklaşıma sahip olun.
    6. Sevdiğiniz insanlarla zaman geçirin.

    Sağlıklı Yağlar Yiyin

    Aynı vitamin ve mineraller gibi, vücudunuzun düzgün işlemesi için sağlıklı yağlara ihtiyacı vardır. Omega-3 yağ asitleri, testosteron seviyenizi arttırmaya yardımcı olur. Omega-3 yağ asitlerini, kuruyemişler, fındık yağı, yumurta sarısı, zeytin ve zeytinyağında bulabilirsiniz. Tekli doymamış yağların, testosteron seviyeniz üzerinde doğrudan bir etkisi vardır. Fıstık, fıstık ezmesi, palmiye yağı ve kanola yağı bu tür yağları barındırır.

    D Vitamini Seviyenizi Arttırın

    Düşük testosteron seviyesine sahip insanlarda ayrıca düşük D vitamini seviyeleri görülür.  Düzenli olarak güneş altında bulunmak, D vitamini seviyenizi yükseltecektir. Sabah güneşinde 10-15 dakikalık güneş görmeye çalışın. Bu, D vitamini üretimini arttıracaktır. Ayrıca D vitamini bakımından izmir escort zengin, yağlı balık, süt, peynir, karaciğer ve yumurta yemeye özen gösterin. Ayrıca doktor kontrolünde D vitamini takviyesi alarak da testosteron seviyenizi yükseltebilirsiniz.

    Bol Miktarda Çinko Tüketin

    Çinko minerali testosteron seviyesi üretiminde büyük bir rol oynar. Vücutta çinko eksikliği bu hormonun düşmesine sebep olur. Düzgün beslenme çinko seviyesini düzenli tutmanın en iyi yoludur. Kırmızı et, balık, peynir, fasulye, fındık, yoğurt gibi besinler çinko bakımından zengindir. Ayrıca doktora danıştıktan sonra çinko takviyesi de kullanabilirsiniz.

    Alkolden Uzak Durun

    Yapılan bir araştırmaya göre alkol tüketiminin, erkek üreme sistemini düzenleyen, endokrin sistemini etkilediği tespit edilmiştir. Alkol tüketiminin vücut içerisinde testosteron da dahil olmak üzere birçok hormonunuz üzerinde doğrudan etkisi bulunmaktadır. Testosteron seviyenizi yüksek tutmak için alkol tüketmekten kaçının.

    Devamı.. »
  • Burun Yarası İbrahim Saraçoğlu Burun İçi Yaraları Bitkisel Çözüm

     

    Burun içerisinde yara ve burunda yara oluşması, birçok insanda görülebilen bir sorundur. Burun içerisindeki yaralar, oluşturdukları acı ve rahatsızlık hissiyle hayatınızı kötü yönde etkiler. Bu yazımızda, burun içerisinde ve burunda yara oluşum nedenlerinden bahsedeceğiz.

    Alerji

    Alerjiler, bütün insanlarda görülebilen çok yaygın bir problemdir. Bir çoğumuz yiyeceklere ve diğer ürünlere alerjik olabiliriz. Hayvanlara, hayvan kürklerine, polene, toza alerjik olabilirsiniz. Bir insan, birşeye alerjik reaksiyon gösterdiğinde, burunlarındaki mukoz bezleri iltihaplanabilir. Bu iltiap ise, burunda yaralara neden olabilir.

    Temizliğe Dikkat Etmemek

    Burnun içini saran ve burnu nemli tutan tabakaya mukoza zarı denir. Bakteriler nemli ortamlarda daha çabuk büyüyüp, yayılabildiklerinden dolayı, burun içerisinde de yayılabilirler. Bakteri ve virüs gibi patojenlerin bulunması, enfeksiyonlara ve bunlar sonucunda da burunda yaralar oluşmasına neden olabilir. Bir insan ellerindeki mikrop ve bakterileri temizlemeden, parmaklarıyla burnunun içerisine dokunursa, buruna bakteri ve virüs gibi zararlı patojenleri bulaştırabilir ve bunlar da yaralara neden olabilir.

    Kullanılan İlaçların Yan Etkisi Olarak

    İlaçlar, hap formunda ya da solunabilir formda olmak üzere birçok şekilde bulunabilir. Astım, bronşit gibi solunum yolu hastalıklarına sahip iseniz, solunabilir ilaçlar kullanıyor olabilirsiniz. Ayrıca alerjik rinit gibi burun spreyleri de kullanıyor olabilirsiniz. Bu solunum yoluyla kullanılan ilaçlar ve burun spreyleri, uzun süre boyunca kullanıldıklarında, burun içerisidneki mukoza zarı çok hassas olduğundan dolayı, bu zarı tahriş edebilir. Bu tahriş de burnun iç tabakasında zarara neden olabilir ve burunda yaralar oluşturabilir.

    Burun Kanseri

    Burun kanseri de, burunda yara oluşmasına neden olan bir sorundur. Fakat bu oldukça nadir görülür. Eğer burnunuz içindeki yara hiçbir şekilde tedavi edilemiyor ise burun kanseri olasılığı düşünülebilir. Burun içerisindeki yaralara ek olarak, burun kanaması, uyuşukluğu, kaşıntı ve yüzün diğer bölgelerinde seyirme, sürekli burun akması gibi belirtiler de görülebilir.

    Çevresel Faktörler

    Burun yaralarını önlemek için, burundaki mukoza zarı, burunu sürekli nemli tutar. Fakat eğer bulunduğunuz çevre çok kuru ise, burnunuz da kuruyabilir. Bu da burun mukozasına zarar vererek, burun içi yaralarına neden olabilir. Hatta, ev içerisindeki klima gibi araçlar da burnun kurumasına neden olabilir. Kuru cilt, çatlar ve bu olduğunda burunda yaralar oluşup, kanamalar olabilir.

    Kıl Kökü İltihabı

    Kıl kökü iltihabı, isminden de anlaşılabileceği üzere, kıl foliküllerinde meydana gelen iltihaptır. Eğer, burundaki kıllarda iltihaplanma gerçekleşirse, bazı lezyonlar oluşabilir. Bu travma veya enfeksiyonlar sonucunda oluşabilir. Burun kıllarını keserken bu lezyonlarda kesik meydana gelebilir ve bu da burunda yaralara yol açabilir.

    Burun İçi Yara İçin Hangi Doktora Gitmeli, Nasıl Tedavi Edilir?

    Kulak Burun Boğaz doktoruna gidebilirsiniz. Burun yaralarının tedavisine, bu soruna neyin yol açtığına bakılarak karar verilir. Doktorunuz, burnunuzdaki yaralar için topikal antibiyotik kremler ve oluşma sebebine bağlı olarak başka ilaçlar verebilir. Eğer belirtilen talimatlara uyarsanız, burun yaranız kısa bir süre içerisinde iyileşecektir.

    Burundaki Yaraları Tedavi Etmek İçin Evde Uygulayabileceğiniz Yöntemler

    Hindistan Cevizi Yağı

    Hindistan cevizi yağı, burun içerisinde meydana gelen bakteriyel enfeksiyonlar sonucunda oluşan yaraları tedavi etmede, mikrop ve bakteri önleyici özellikleri sayesinde çok başarılıdır. Hindistan cevizi yağı, yalnız olarak kullanılabilir ya da çay çiçeği, sandal ağacı veya nane yağı ile karıştırılarak kullanılabilir.

    1. 2 damla çay ağacı yağını, 1 yemek kaşığı hindistan cevizi yağına ekleyin.
    2. Bu yağ karışımını, burnunuz içerisindeki yaralara, bir pamuk çubuk kullanarak sürün.
    3. Kurumaya bırakın.

    Vazelin

    Vazelin, burun içerisindeki kuruluğu gidererek, burun geçidinde oluşan yaraları ve tahrişi önler ve yok eder.

    1. Ellerinizi iyice temizleyin.
    2. Az bir miktar vazelini, parmağınızın ucu ile alın.
    3. Bu parmağınız ile vazelini, burun içerisindeki yaralara sürün.
    4. 1 saat boyunca bekletin.
    5. Daha sonra bir pamuk çubuk yardımıyla, burnunuzun içini nazikçe temizleyin.

    Tuzlu Burun Spreyi

    Su ve tuz karışımı, burunda ve burun çevresindeki bakteri ve mikropları öldürerek, iltihabı yok eder.

    1. 1 yemek kaşığı tuzu, bir bardak suya ekleyerek, bir tuzlu su karışımı oluşturun.
    2. Bu karışımı bir sprey şişesine koyun ve burnunuzun içerisine sıkın.

    Zencefil

    İltihap önleyici özellikleri sayesinde zencefil, burun içerisindeki enfeksiyonları önler ve yok eder.

    1. Bir parça taze zencefil alın, soyun ve iyice yıkayın.
    2. Bu zencefili, dilimleyip blenderdan geçirip ezip bir macun haline getirin. İsterseniz içerisine birkaç damla ılık su damlatabilirsiniz.
    3. Bir kulak temizleme çubuğu yardımıyla bu macunu, burnunuz içerisine sürün.
    4. 20 dakika boyunca bekletin ve sonrasında, burnunuzu ılık su ile yıkayın.

    Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu’ndan Geçmeyen Yaralar İçin Kür Tarifi

    Yarım litre kaynamakta olan klorsuz suyun içerisine bir avuç dolusu (5-6 yemek kaşığı) beyaz dut kurusu atın ve altı dakika kısık ateşte kaynatmaya devam edin. Altıncı dakikadan sonra ocaktan indirin. Ilıyınca süzün, yarısı sabah aç karnına, diğer yarısını akşam aç karnına için. Haşlanmış dutların tüketilmesi şart değildir. Toplam 25 gün uygulanır ve her defasında taze hazırlanması gerekir.

    Devamı.. »
  • İbs Nedir İbs Hastalığı Bitkisel Tedavisi İrritabl Bağırsak Sendromu İbrahim Saraçoğlu

     

    IBS ve İrritabl, hassas bağırsak (barsak) sendromu olarak da bilinen huzursuz bağırsak sendromu, kalın bağırsakta meydana gelen bir sorundur. Karında kramplara, şişkinliğe, gaz sancısına ve bağırsak ümraniye escort hareketlerinde değişikliğe sebep olabilir. Bazı insanlarda kabızlık görülür. Bazılarında ise ishal görülür. Bazen her ikisi de görülebilir. Huzursuz bağırsak sendromu birçok rahatsızlığa sebep olsa da, bağırsaklara bir zarar vermez.

    Huzursuz bağırsak sendromu çok yaygındır. Kadınlarda görülme oranı erkeklerde görülme oranının 2 katıdır ve genellikle 45 yaşının altındaki insanlarda görülür. Bu sorunu belirlemek için özel bir test yoktur. Doktorunuz başka hastalıklara sahip olup olmadığınızı kontrol etmek için çeşitli testler yapacaktır. Bu testler, dışkı testi, kan testleri, röntgenlerdir. Ayrıca kolonoskopi ve sigmoidoskopi gibi testler yapabilir. Huzursuz bağırsak sendromu teşhisi konulmuş birçok insan, diyetlerinde değişiklik yaparak, streslerini kontrol altında tutarak, probiyotiklerle ve ilaçlarla bu hastalığın belirtilerini kontrol altında tutabilirler.

    Huzursuz Bağırsak (IBS, Irritabl Barsak Sendromu) Sendromu Belirtileri

    Huzursuz bağırsak sendromu belirtileri kişiden kişiye değişiklik gösterir. En yaygın görülen belirtileri:

    1. Bu hastalık nedeniyle oluşan en yaygın belirti, karın ağrısıdır. Karın ağrısı, yemeklerden sonra görülür ve dışkılama ile geçer.
    2. Aşırı gaz
    3. İshal veya kabızlık, bazen ikisi birlikte
    4. Dışkıda mukus veya sümüksü dışkılama
    5. Halsizlik
    6. Uyumakda güçlük
    7. Karın ağrısı, kramplar, genellikle karnın alt kısmında oluşur ve yemeklerden sonra daha kötüleşir.
    8. Mide bulantısı
    9. Karında aşırı şişkinlik hissi
    10. Geğirme
    11. Midede ekşime ve yanma
    12. Bulantı ve kusma
    13. Cinsel isteksizlik
    14. Sürekli ıkınma hissi (tenesmus)
    15. Dışkılama sıklığında değişiklikler (Bazen 3 günde 1 dışkılama, bazen günde 3 kez dışkılama vb)
    16. Stres bu belirtileri daha da kötüleştirebilir.

    Huzursuz Bağırsak (IBS, Irritabl Barsak Sendromu) Sendromu Neden Olur?

    Bu soruna neyin neden olduğu bilinmemektedir. Bu soruna yol açan potansiyel nedenler:

    Stres: Evlilik veya iş gibi stresli etkinlikler ve yakın birinin ölmesi, huzursuz bağırsak sendromunun oluşumunu tetikleyebilir.Psikolojik stres, fiziksel belirtilerle kendini gösterebilir. Stres ayrıca, huzursuz bağırsak sendromunu daha da kötüleştirebilir.

    Gıda Duyarlılığı: Çoğu insan belirli gıdaların kendisine dokunup, huzursuz bağısak sendromu belirtilerini arttırdığını belirtmektedir.

    Aşırı Duyarlılık: Huzursuz bağırsak sendromuna sahip bazı insanların, bağırsaklarında şişme ve kramplara karşı daha düşük acı eşiği görülmüştür. Yani bu durum bağırsaklardaki sorundan da kaynaklanabilir.

    Enfeksiyon: Bakteriyel bağırsak iltihabı, bazı insanlarda huzursuz bağırsak sendromunu tetikleyebilir.

    Vücut Kimyasalları: Nörotransmitter seviyeleri ve sindirim sistemi hormonları, huzursuz bağırsak sendromu olan bazı bireylerde daha da artar. Üreme hormonları da belirtileri daha da kötüleştirir.

    Huzursuz Bağırsak (IBS, Irritabl Barsak Sendromu) Sendromu Nasıl Tedavi Edilir?

    Bu sorun için henüz bir tedavi yöntemi bulunmamaktadır. Tedavinin amacı belirtileri azaltmak, besinsel eksiklikleri gidermek ve oluşumunu engellemektir.

    Tedavi Edici İlaçlar

    1. Spazm önleyici ilaçlar: Bağırsak duvarındaki kasları rahatlatarak, acı verici spazmları önler. Mebeverine, hyoscine gibi çeşitleri vardır.
    2. İshal önleyici ilaçlar: Loperamide gibi reçetesiz satılan, ishali önlemek için kullanılan ilaçlardır.
    3. Antidepresanlar: Eğer belirtiler arasında acı veya depresyon varsa, doktorunuz bu depresyonu yok etmek için bazı antidepresanlar yazabilir.
    4. Lif takviyeleri: Kabızlığı ve diğer belirtileri yok etmek için kullanılabilir.
    5. Nane yağı: Bağırsağızdaki kasları rahatlatır ve bazen diğer belirtileri de iyileştirebilir.
    6. Probiyotikler: Probiyotik izmir escort yoğurtlar, soya içecekleri, tabletler ve kapsüler gibi, sağlıklı bakteriler barındıran ve bağırsağınıza destek olan ürünler, sindirime yardımcı olabilir.

    Beslenme ve Yaşam Stili Değişiklikleri

    Genellikle, diyette basit değişiklikler ve aktiviteler, huzursuz bağırsak sendromu belirtilerini zamanla iyileştirir. Aşağıdaki öneriler de belirtileri azaltmaya katkı sağlayacaktır

    1. Kafeinden kaçının. (kahve, çaylar ve kola)
    2. Diyetinize daha fazla lif içeren meyveler, sebzeler, tam tahıllar ekleyin.
    3. Günde en az 2 litre su için.
    4. Sigara içmeyin.
    5. Rahatlamayı öğrenin. Egzersiz yapın ve hayatınızdaki stresi azaltın.
    6. Günlük süt ve peynir tüketiminizi azaltın.
    7. Öğünlerde daha az yemek yiyin. Az az ve sık sık yemek yiyin.
    8. Neler yediğinizin kaydını tutun ve hangilerinin belirtileri daha da arttırdığını belirlemeye çalışın.

    Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu İrratbl Bağırsak Sendromu Kürü

    Bir su bardağı klorsuz suda (klorsuz su yoksa marketten alacağınız pet şişe su da olur) 4-5 gram yani 1 tatlı kaşığı ebegümeci bitkisini 6 dakika kısık ateşte kaynatınız. Ilıyınca süzüp günde 2 kez içiniz. Bu içecek her defasında taze hazırlanmalıdır. 

    Hazımsızlık ve mide şişkinlikleri gibi sorunlarda çörek otunun yararları eski zamanlardan beri bilinmektedir. Saraçoğlu bu sorunu olanlar için düzenli çörekotu tüketmelerini öneriyor. Ayrıca bol su içilmesi, gaz yapan yiyeceklerden kaçınılması, daha çok egzersiz yapılması, sigaranın ve alkol alımının bırakılması, ve stresten uzak durulmasını öneriliyor.

    Devamı.. »
  • Ankilozan Spondilit Tedavisi Bulundu mu? İlaçları İbrahim Saraçoğlu

     

    Ankilozan spondilit, bir tür eklem iltihabıdır, iltihaplı romatizmal bir hastalıktır. Eklemlerde, şişme, ağrı ile sertliğe neden olur, genellikle sırt ve pelvis bölgesinde meydana gelir. Bu ağrı ve sertlik, bu sorun, omur ve pelvisin birleştiği eklemde daha fazla görülür. Ayrıca, bu durum, omur ve pelvis arasında bir eklem iltihabına neden olarak, diğer eklemleri de etkileyebilir. Uzun süreli bir iltihaplanma olduğundan dolayı spondiloartropati adı verilir ve psoriatik artrit ile poststreptokoksik reaktif artrit’e benzer.

    Genelde 20 ila 40 yaş aralığında görülür. Bu durum erkeklerde 3 kat kadıköy escort daha yaygındır. Ankilozan spondilit genellikle omur ve pelvis bölgesinde ağrı ve katılık ile başlar ve özellikle uyurken ve sabahları hareketsizlikten dolayı daha da şiddetlenir. Zamanla omurun diğer kısımlarına yayılır ve hareket kabiliyetini kısıtlayarak, beli ve göğüs kafesini katılaştırır.

    Ankilozan Spondilit Belirtileri

    Genellikle bu sorunun belirtileri alt bel bölgesinde geceleri veya sabahları hareketsizlikten dolayı ağrı ve sertlik ile başlar. İlk olarak ağrı yalnızca pelvis ve omurun birleştiği bölgede olsa da, zamanla omurun diğer bölgelerine ve vücudun diğer yerlerine yayılabilir.

    Bu hastalığın ana belirtileri:

    Ankilozan spondilitin en sık karşılaşılan belirtisi; Sabahları uyanınca hissedilen tutukluk ve bel ağrısı. Ankilozan spondilit hastaları, sabah kalktığında özellikle belde, kalçada, boyunda, sırtta ağrı ve sertlik, hareketlerinde yarım saatten uzun süren kısıtlılık. izmir masöz Hastalığın son seviyesinde bazı hastalarda toplum arasında ‘kamburluk’ olarak bilinen sırt ve boyun deformasyonu

    1. Vücudun alt yarısında kaslarda sertleşme
    2. Sırt ve kalçada ağrı
    3. Kıvrılmış veya eğik duruş
    4. Son aşamalarda omurga esnekliği kaybı
    5. Nihai azalmış mobilite (eklem hareket alanında)
    6. Yorgunluk, halsizlik
    7. Sırtta veya sakroiliak ağrı
    8. Göz iltihabı veya üveit
    9. Parmak ve ayak parmağı şişmesi (dactylitis)
    10. Topuk acısı
    11. İştah kaybı
    12. Düşük dereceli ateş
    13. Omuz, diz veya ayak bileği ağrısı ve şişme
    14. Açıklanamayan kilo kaybı
    15. Boyun ve omuz ağrısı
    16. Omurganın sertleşmesi
    17. Ağrı ve sertlik hareketsiz kalma sonucu durumun daha şiddetlenmesi
    18. Omurga sertleşmesinden dolayı yürüyüş ve diğer aktiviteler zorlaşır
    19. Kaburgalarda kaynaşmış kaslar zor nefes almaya neden olur
    20. Bağlarda, tendonlarda ve diğer küçük eklemlerde ağrı
    21. Kaburga ağrısı.
    22. Sertlik hareketle birlikte artar.
    23. Hareketi zorlaştıran eklemlerin kilitlenmesi veya birleşmesi.

    Ankilozan Spondilit Nedenleri

    Bu sorunun kesin nedeni bilinememektedir. Hem çevresel hem de genetik sebepleri vardır. Bunun anlamı, eğer ailenizde var ise, sizin de muhtemelen olacağınızdır. Bu durum çoğunlukla HLA-B27 geni nedeniyledir ve bu sorun teşhisi koyulmasına büyük katkı sağlar. Fakat, ailenizde bu sorun görülse, sizde de HLA-B27 geni olsa bile hasta olmama ihtimaliniz bulunmaktadır. Bunun anlamı, bu hastalığa yakalanmanızı etkileyen bazı çevresel faktörlerin bulunduğudur.

    Bu hastalığın oluşmasının risk faktörleri nelerdir?

    1. Eğer 25-26 yaşlarındaysanız, bu sorunun oluşma riski artmaktadır.
    2. Erkek olmak
    3. Bu hastalığa sahip akrabanızın olması
    4. HLA-B27 pozitif olmak
    5. 20’li 30’lu yaşlarda olmak
    6. Alaskalı, Siberyalı, Eskimo, İskandav veya Kuzey ülkelerinden olmak
    7. Crohn hastalığı, ülseratif kolit ve sedef hastalığı gibi benzer bir hastalığa sahip olmak.

    Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu’ndan Ankilozan Spondilit Bitkisel Tedavisi

    Bu kürün yapımı için kiraz sapı, ısırgan ve karabaş bitkisine ihtiyaç vardır. Daha sonra iki bardak klorsuz suyu kaynatın. Klorsuz su bulamazsanız marketten satın alacağınız pet şişe su da olur. Aktardan alabileceğiniz 30 tane kiraz sapını kaynayan suya ekleyin. 3 dakika daha kısık ateşte kaynatın. Sonra bir tatlı kaşığı ısırganı ekleyin. 4 dakika daha kaynatın ve süzün. Karabaş bitkisel kürü için 3 bardak suya bir tatlı kaşığı karabaş bitkisini ekleyerek 7 dakika kısık ateşte kaynatın ve süzün.

    Kiraz sapı ve ısırgan bitkisiyle yapılan kürün kahvaltıdan iki saat sonra yarsını diğer kalanı da  yarım saat sonra içebilirsiniz. Karabaş bitki kürünü ise akşam yemeğinden sonra bir bardak için. Bu kürlere bir ay boyunca devam edin.

    Ankilozan Spondilit Nasıl Tedavi Edilir?

    Bu sorunun yol açtığı iltihap ve acıyı gidermenin en yaygın yolu, steroid içermeyen iltihap önleyici ilaçlardır. Daha ileri vakalarda, uzman doktorlar bazen bağışıklık sistemi bastırıcı özellikleri nedeniyle korsikosteroid ilaçlar veya tedavi uygulamaktadır. Tümör nekroz faktörü-alfa engelleyici gibi diğer ilaçlar, TNF-alfa adı verilen iltihaplı proteini engellerler ve belirtileri azaltırlar. Eğer kortikosteroid ilaçları almamalıysanız, doktorunuz cytotoksik ilaç verip, hücre büyümesini engelleyebilir.

    Hastalığın ilerlemesini engellemek için bulunan birkaç farklı tedavi yöntemi bulunmaktadır. Bunlar:

    1. Acetaminophen, opioids gibi ağrı kesiciler
    2. Steroid içermeyen iltihap önleyici ilaçlar, ibufrofen, naproxen sodyum veya indomethacin, dickofenac ve celecoxib gibi
    3. Hastalığı modifiye edici antiromatizmal ilaç (Bunlar acıyı, şişkinliği ve ileri seviyede eklem hasarını önlemek için kullanılır), adalimumab, golimumab, etanercept ve infilixamab’dır.
    4. Kortikosteroidler, omur dışındaki bölgelerde acı ve katılaşmayı azaltmak için kullanılır.
    5. Bu hastalık nedeniyle kalça gibi bölgedeki eklemler aşırı aşındıysa, eklem değiştirme ameliyatı yapılabilir.

    Solunum Egzersizleri

    1. Burundan göğsünüze derin nefes alın, ağızdan geri verin (ellerinizi göğüs üzerine koyarak yükseldiğini hissedin). 2. Burnunuzdan karnınıza derin nefes alın ağızdan geri verin.

    Omuz Egzersizleri

    1. Kolları birlikte baş hizasına kadar kaldırıp indirin.
    2. Kolları birlikte baş hizasına kadar açıp kapatın.
    3. Kollar omuzdan ve dirsekten 90˚ kıvrık pozisyonda iken aşağı ve yukarı çevirin

    Kalça Egzersizleri

    1. Bacaklarınızı bükerek karnınıza doğru çekin ellerinizle bastırıp sonra bırakın.
    2. Bacaklarınızı kalçadan tek tek yana (45˚ kadar) açıp kapatın.
    3. Bacaklar kıvrık, ayaklar yerdeyken birleşik olarak sağa sola çevirin.

    Yüzükoyun Yapılan Egzersizleri

    1. Baş ve omuzları kollarla birlikte yerden kaldırın (5 sayın tutun-bırakın).
    2. Her iki bacağı tek tek kalçadan yukarı kaldırıp indirin.
    3. Kalça kaslarını kasıp 5’e kadar sayın, tutun-bırakın.

    Boyun Egzersizleri

    1. Dik pozisyon duvara yaslanın başınızı arkaya doğru itin, 5 sayın tutun-gevşeyin.
    2. Eller belde dirsekleri arkadan birbirine yaklaştırın 5 sayın tutun-bırakın.
    3. Eller arkada kenetli, kürek kemiklerini birbirine yaklaştırın, 5 sayın tutun-bırakın.
    4. Ayaklar açık eller kalçada, kalçalarınızı hareket ettirmeden olabildiğince arkaya doğru bırakın. 5 sayın tutun-bırakın, diğer tarafa tekrarlayın. Başınızı mümkün olduğu kadar öne arkaya, her iki yana eğin ve sağa sola çevirin.

    Tüm hareketler günde 2 set 10-12 tekrar yapılacaktır. Sağlık ve mutlulukla kalın.

    Devamı.. »
RSS
Loading...
loading...

türk porno porno izle porno indir mobil porno istanbul escort bayan escort escort istanbul ataşehir escort beylikdüzü escort şişli escort