Son Dakika Haberleri, Spor Haberleri, Siyaset Haberleri, Magazin, Astroloji, Cinsellik, Moda ve Aşk'a Dair Herşey - HaberAl.Tv
Hoşgeldiniz
Giriş / Kayıt Ol

Eğitim


  • Vazelinin Hiç Duymadığınız 16 Kullanım Alanı


    Herkesin evinin bir köşesinde vazelin vardır.

    Genelde ise ayakkabıların ayağa vurması sonucunda oluşan tahrişi geçirmek için kullanılır.

    Ancak hiç bilmediğiniz yerlerde de kullanıldığı oluyor. İşte onlardan 16’sı:

    1- Parfümün kokusunu uzatır

    Kokusu geçen parfümler insanın canını sıkar. Parfüm sıkacağınız bölgeye, parfüm sıkmadan hemen önce vazelin sürerseniz parfümün daha uzun süre koktuğunu göreceksiniz.

     

    2- Sıkışan fermuarları açar

    Fermuarınızın sıkıştığı olmuştur. Tek yapmanız gereken sıkışan bölgenin ilerisine ve gerisine vazelin sürmek.

    3- Saçı yatıştırır

    Sabah erkenden kalktınız ve işe yetişmeniz gerekiyor. Hemen hazırlanmanız gerekiyor ve saçınızın arkası havaya mı kalktı? Oraya hemen vazelin sürün.

    4- Ayakkabıları parlatır

    Vazelin deri ayakkabılarda harikalar yaratıyor.

    Deri ayakkabılarınızı veya deri ceketinizi vazelin ve sünger yardımıyla parlatabilirsiniz.

    5- Boya yaparken çok işe yarar

    Kapınızın veya pencerenizin kenarlarını mı boyuyorsunuz? Boyanın gelmemesini istediğiniz kısımlar mı var? Evde bant yoksa vazelin kullanın.

    6- Kapı gıcırdamasını önleyin

    Gıcırdayan kapılar sinir bozar. Küçük bir fırça yardımıyla kapınızın gıcırdamasına neden olan kısımlarına vazelin sürün.

    7- Makyajı çıkarmaya yardımcıdır

    Makyaj temizleyiciniz bitti ve acilen makyajınızı çıkarmanız mı gerekiyor? Pamuğa vazelin sürüp suratınıza uygulayın.

    8- Hatasız oje sürmenizi sağlar

    Oje sürmek göründüğünden çok daha zordur. Oje sürerken hiç tırnağının dışına oje taşırmayan kişi yoktur.

    Tırnağınızın etrafına vazelin sürerseniz, ojenin taşmasını önlersiniz.

    9- Sivrisinekleri kaçırın

    Sivrisinekler vazelin kokusundan nefret ederler. Kollarınıza ve bacaklarınıza vazelin sürün. Sivrisinekler sizi değil, siz sivrisinekleri kovalayın.

    10- Mobilyalardaki su lekelerini çıkarır

    Altında su kalan bardak, ahşap masanızda leke mi bıraktı?

    Lekenin üzerine vazelin sürün. Bir gün bekletip burayı silin. İz kaybolacak.

    11- Makyajın bozulmasını önler

    Far veya ruj sürmeden önce bu bölgelere vazelin sürerseniz, makyajınızın daha uzun kalacağını göreceksiniz.

    12- Kıyafetlerdeki makyaj lekelerini çıkarın

    Kadınlar en çok şikayetçi olduğu şeylerden biri kıyafetlerine bulaşan makyajdır.

    Lekelenen kıyafetinizi çitilemeden veya yıkamadan önce lekenin üzerine vazelin sürün. Lekenin çıktığını göreceksiniz.

    13- Telefonunuzdaki çizikleri gizler

    Telefonunuzu bir yere düşürdünüz ve çizikler mi oluştu?

    Eğer çizik hafifse ancak yine de sizi rahatsız ediyorsa üzerine vazelin sürün. Birkaç dakika bekleyip burayı kuru mendille silin.

    Çizik neredeyse ortadan kaybolacak.

    14- Sıkışan yüzüğün çıkmasını kolaylaştırır

    Yüzük parmağınıza mı sıkıştı? Hemen parmağınıza vazelin sürün ve çıkarmayı deneyin.

    15- Şarap lekesini çıkarır

    Vazelin şarap lekelerini çıkarmada bir numaradır. Lekenin olduğu yere vazelin sürün ve bir gün bekledikten sonra burayı silin.

    16- Mum artıklarını çıkarır

    Mumluğunuz var ve mum eriyince bunları temizlemek zor mu oluyor? Mumun damlayacağı bölgeye vazelin sürün. Ardından kolaylıkla temizleyin.

    Vazelinin yarattığı mucizelerden haberdar olmaları için yukarıdaki pratik bilgileri arkadaşlarınızla paylaşın.

    Devamı.. »
  • Birinin Yalan Söylediğini Nasıl Anlarsınız?

    Son yıllarda hile konusundaki araştırmalar pek de iyi sonuç vermiyordu. Eski girişimlerin çoğu, yalan söyleyen kişinin niyetini okumak amacıyla vücut diline yönelmişti: yüz kızarması, gergin bir gülüş, göz kaçırma vb.

    Haber: Birinin Yalan Söylediğini Nasıl Anlarsınız?

    Bunlara verilen en bildik örnek eski ABD başkanı Bill Clinton'un Monica Lewinsky ile ilişkisini gizlerken parmağıyla burnuna dokunmasıdır. Bu, Clinton'un yalan söylediğinin bariz belirtisi olarak algılanmıştı.

    ABD'deki Alabama Üniversitesi'nden Timothy Levine yalan söylemenin heyecan, suçluluk gibi bazı güçlü duyguları provoke ettiğini ve bu duygulara gem vurmanın zor olduğunu söylüyor. Levine, yüzümüzün hiçbir şey ele vermediğini düşündüğümüz zamanlarda bile irademiz dışında gelişen bazı "mikro ifadelerin" bizi ele verdiğini iddia ediyor.

    Psikologlar bu konuya eğildikçe, insan davranışının çok çeşitli olduğunu ve her konuda başvurulabilecek standart ipuçlarını tanımlamanın ne kadar zor olduğunu fark etti. Tanıdığınız insanların bir tikini gözlemleyip ne zaman yalan söyleyip söylemediğini anlayabilirsiniz. Fakat başkaları farklı bir davranış sergileyebilir. Bu nedenle uzmanlar evrensel bir vücut dili sözlüğünün olmadığını söylüyor.

    2012'deki Londra Olimpiyatları'nda güvenlik sistemleri üzerine çalışma yapan Sussex Üniversitesi'nden Thomas Ormerod, görevlilerin "şüpheli davranışları" gözlemlemek üzere eğitildiğini ve bu sistemin bazı etnik gruplara karşı önyargılı davranışa yatkınlık sorununu içerdiğini belirtiyor. Mevcut yöntemin hile tespitini engellediğini ifade eden Ormerod, çözüm olarak basit bir yöntem değişikliği öneriyor: Hile ve yalanı tespit etmek için davranıştan ziyade insanların seçtiği kelimelere dikkat etmek, sorulan sorulara verilen cevapları değerlendirmek.

    Zihinsel yüklenme' yöntemi

    Bu soruları sorma tarzına ilişkin geliştirdikleri yöntemler şöyle sıralanıyor:

    Ucu açık sorular sormak: Böylece yalan söyleyen kişinin ayrıntılara girmesini sağlayarak söylediği yalanlar zincirine sıkışması sağlanabilir.

    Sürpriz unsuru katmak: Kafa karıştıracak türden beklenmedik sorular sorarak ya da bir olayı sondan başa doğru anlatmasını isteyerek yalan söyleyen kişinin çabası 'zihinsel yüklenme' yöntemiyle zorlanabilir.

    Doğrulanabilir küçük detaylar aramak: Örneğin biri Oxford Üniversitesi'ne gittiğini söylüyorsa, ona oraya nasıl yolculuk yaptığı sorulabilir. Cevapta çelişki bulunduğunda bu dile getirilmeyerek yalan söyleyen kişinin daha büyük bir özgüvenle yalanlarını daha fazla açık etmesi sağlanabilir.

    Özgüven değişimini gözlemek: Zor sorularla karşılaştıklarında potansiyel yalancıların nasıl taktik değiştirdiklerine bakılabilir. Konuşmanın gidişatını kendilerinin belirlediğini düşündüklerinde laf ebesi olan yalancılar kontrolü kaybettiklerini gördüklerinde daha ağzı sıkı davranabilirler. Burada amaç sıkı bir sorgulamadan ziyade sohbet tarzı rahat bir konuşma şeklindedir. Bu hafif baskı altında yalancılar kendi anlattıkları hikayeyle çelişebilir ya da sorulara kaçamak cevap vererek kendilerini ele verebilir.

    Ormerod'un yöntemi havaalanlarında yolcularla denendiğinde ne kadar işe yaradığı görüldü. Gerçeğine yakın bilet ve pasaportlarla ziyaret eden sahte yolcular hazırlanarak Avrupa çapında çeşitli havaalanlarına gönderildi. Ormerod'un "zihinsel yüklenme" yöntemiyle hazırlanan görevliler bu sahte yolcuları belirleme konusunda 20 kat daha başarı gösterip onların yüzde 70'ini tespit etmişti. Kendisi bu araştırma içinde yer almayan Levine de gerçek bir ortamda yürütüldüğü için bu çalışmayı oldukça başarılı buluyor.

    İkna kabiliyeti Ormerod gibi Levine de zekice yapılan mülakat tarzı görüşmelerin yalancının hikayesinde çelişki bulma bakımından vücut dilinden çok daha başarılı olduğuna inanıyor. Levine'nin kendi deneyleri de oldukça iyi sonuçlar verdi.

    Doğru cevap başına 5 dolar ödül içeren üniversiteliler arası bir yarışta, katılımcılardan habersiz olarak her ekibe yerleştirilen bir aktör, modreatörün odadan çıktığı bir anda masadaki cevaplara bakmaları için ekiplerini ikna etmeye çalışmış ve bazı öğrenciler bunu kabul etmişti. Daha sonra gerçek federal ajanlar öğrencileri hileye başvurup vurmadıkları konusunda sorguya çekti. Vücut diline bakmaksızın, sadece taktik sorular sorarak yüzde 90 doğruluk payıyla yalan söyleyenler tespit edildi. Çoğu zaman öğrencilerin hileyi kabul etmeleri sağlandı. Bunu yaparken ikna etme ustalığı kullanılmıştı. Mülakatçılar öğrenciye doğrudan ne kadar dürüst oldukları sorusunu soruyor, dürüst oldukları cevabını aldıklarında sonraki sorulara daha doğru cevap vermeleri sağlanıyordu.

    Levine, "İnsanlar dürüst olduklarını düşünmek istiyor ve bu da onları işbirliğine girmeye zorluyor. Dürüst olmayanlar bile işbirliğine gidiyormuş gibi davranmakta zorlanıyor, kimin sahte davrandığını çoğu zaman rahatlıkla görüyorsunuz" diyor.

    Bu tür teknikler elbette uzman dedektiflerce kullanılıyor. Ama vücut diline bugüne kadar fazlaca önem verildiği için, iknanın ne kadar güçlü bir yöntem olduğunu bir kez daha vurgulamak gerekiyor. Ormerod ve Levien kendi bulgularının başka alanlara da uygulanabilir olduğunu görmek için araştırmaların genişletilebileceği kanısında.

    Bu teknikler başta hukuki alanlarda işe yarayacak olmasına rağmen, kimin yalan söyleyip söylemediğini belirlemek için herkesin kendi yaşamına uygulayabileceği türdendir. Ancak hemen sonuca varmamak gerekir. Birinin konuşurken heyecanlanması ya da önemli bir ayrıntıyı hatırlamaması suçlu ya da yalancı oldukları sonucunun çıkarılmasını gerektirmez. Daha genel tutarsızlıklara bakmak gerekir. Yüzde yüz doğru sonuç veren bir yalan tespit yöntemi yoktur; fakat biraz taktik, zeka ve ikna yoluyla doğruların ortaya çıkmasını umut etmek mümkündür.

    Devamı.. »
  • Demokrasinin Temel İlkeleri Nelerdir?

    Demokrasi kelimesi Fransızca démocratie kelimesinden türetilmiş ve aslen eski Yunancada dımos (halk zümresi) ve kratos (iktidar) kelimelerinin birleşmesi ile oluşturulmuş dimokratia kelimesinden gelmektedir. Kullanılma alanı genellikle ülke yönetimleri olmasına rağmen bazı organizasyonlar ve örgütler içi yönetimlerde de demokratik yönetim ya da demokrasi uygulamasından bahsetmek mümkündür.
     
    Günümüzde dünya üzerinde en yaygın yönetim şekli olan demokrasi, kabul edilmiş en başarılı yönetim şeklidir.
     
    Günümüzde siyaset bilimciler hangi yönetim biçiminin daha sağlıklı ve başarılı olduğunu araştırmaktan ziyade hangi demokratik yönetim biçiminin diğer bir deyişle hangi demokrasinin daha başarılı ve sağlıklı yürüdüğünü araştırmaya başlamışlardır. Bu durum da değişik görüşteki insanların kendi görüşleri doğrultusunda farklı demokratik sistem çözümlemeleri yapmasına neden olmuştur. Örnekle açıklamak gerekirse komünist demokrasi anlayışı ile muhafazakar demokrasi anlayışı arasında farkların olduğu tartışmaya meydan vermeyen bir gerçektir. Bu nedenler, demokrasinin değişik tanımlara sahip olması sonucunu doğurmuştur. 
     
    Günümüzde Klasik Demokrasi, Koruyucu Demokrasi, Kalkınmacı Demokrasi, Liberal Demokrasi ve Sosyal Demokrasi olmak üzere Demokrasi kavramı çeşitli başlıklar altında incelenmektedir. Ancak genel olarak bakıldığında demokratik yönetimlerin olmazsa olmaz şartları vardır ve bu şartlar hangi bakış açısı ile bakılırsa bakılsın değiştirilemez.
     
    Öncelikle bütün sistemlerde Demokrasinin yürütülebilmesi için kullanılan araçlar benzerdir ve şu şekilde sıralanabilir:
    1. Parlemento
    2. Siyasi Partiler
    3. Anayasa
    4. Sivil Toplum Örgütleri
    5. Kolluk Kuvvetleri
    İkinci Dünya Savaşı sonrası bütün dünya üzerinde sağlam bir şekilde yaygınlaşan ve yerleşen demokrasi aslen bakıldığında üçyüz yıllık geçmişe sahip bir harekettir.
     
    Günümüzde demokrasinin yerine baktığımızda 20. yüzyıl ile birlikte bir takım ideolojilerin yıkılması ve yok olması ile birlikte demokratik anlayışların da çok hızlı bir şekilde gelişmiş olduğunu görürüz. En sonunda başarısızlığa uğrayan sosyalist sistemler ve kapitalizmin bu denli güçlü derecede sorgulanmaya başlanması günümüzde güvenilir tek ilke olarak demokrasiyi bırakmıştır.
     
    Demokrasi ile ilgili süregelen tartışmalar üç ana soru başlığı altında izlenebilir. Bunları sıralamak gerekirse:
    1. Bahsi geçen halk kimdir ve bu halk üzerindeki siyasi güç ne kadar kuvvetli bir şekilde dağıtılmalıdır?
    2. Bahsi geçen halk gerçekten kendi kendisini yönetiyor mu, halk tarafından bu yetkiyi alan hükümet gerçekten halkı yönetme yetkisine sahip olmalıdır?
    3. Demokratik süreçler işlerken, hükümet içerisinde alınan kolektif kararlar ne derece doğrudur?
    Demokrasi ile ilgili yazılan yazılarına bakıldığında Neumann’ın Demokratik Dekalog isimli demokrasiden şu şekilde bahsettiği görülür: Demokrasi günümüzde artık sözlükte geçtiği gibi halkın kendi kendisini yönetmesi değildir ve demokrasinin oluşabilmesi için ön adet on koşul vardır.
     
    Neumann’ın saydığı demokrasinin ön koşuluna baktığımızda kısaca şöyle bir sıralama yapmak mümkündür:
     
    I.Egemenlik demokrasilerde halka ait olmalıdır ve halk ne şekilde yönetiliyor olursa olsun yöneten temsilcilere verilen yetkiler sınırlı ve belirli bir süre için olmalıdır. Gerektiğinde bu yetkiler temsilciler alınabilmelidir.
     
    II.Demokrasinin oluşabilmesi için halka seçim yapabileceği farklı alternatifler sunulmuş ve halkın bu farklı alternatifler arasında seçim yapabilmesi için gerekli oldu özgürlük sunulmuş olmalıdır.
     
    III.Demokrasilerde liderlik ve liderler önemli rol oynamaktadır.
     
    IV.Demokrasinin varolabilmesi ve korunabilmesi için kanunların üstünlüğü mutlak olarak sağlanmış olmalı yani bir hukuk devletinden bahsediliyor olmalıdır.
     
    V.Demokrasilerde varolan partilerin temel görevlerinden bir tanesi de halka vatandaş olma bilincini sağlayabilmesidir.
     
    VI.Demokrasi sadece seçme ve seçilme özelliği ile değil günlük yaşamda da kendini göstermelidir.
     
    VII.Demokrasiyi sadece siyasal güçler ile sosyal kurumlar arasında bir denge kurucu olarak görmek yanlıştır.
     
    VIII.Demokrasinin oluşup işleyebilmesi için bahsi geçen devletin ekonomik olarak gelişmiş bir toplum yapısı ve dengeli bir büyüme ivmesi olmalıdır.
     
    IX.Demokratik toplumlarda güvenlik sağlanırken kişisel özgürlükler zedelenmemelidir.
     
    X.Demokrasi genel anlamı ile incelendiğinde bireye ait bir rejim olduğu için, her şeyin öncesinde rasyonel kişiler gelmelidir.
     
    Yazımızın da başlığı olan demokrasinin ilkelerine yakından bakacak olursak karşımıza 6 adet başlık çıkacaktır.
     
    Demokrasinin Temel İlkeleri Nelerdir?1- Milli İrade ve Egemenlik
     
    Hepimizin demokrasi hakkında bildiği gibi demokrasilerde egemenlik millete aittir. Millet bu egemenlik hakkını seçtiği temsilcileri (ülkemizde milletvekilleri) aracılığı ile kullanırlar. Bu durumda parlementoyu oluşturan vekillerin bu güçlerini milletten aldıkları unutulmamalıdır. Anayasada da belirtildiği gibi hiç kimse zoraki olarak bir vekil olarak iş başına getirilemez. Anayasamızda bu şart Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir şeklinde belirtilmiştir.
     
    Egemenliğin bu şekilde millete ait olması ve bir milletin geleceğini kendi özgür idaresi ile belirlemesi fikri ilk olarak 18. yüzyılda J.J. Rousseau tarafından ortaya atılmıştır.
     
    2- Hürriyet ve Fırsat Eşitliği
     
    Demokrasilerin en önemli ilkesi olan hürriyet ve fırsat eşitliği ile toplumu oluşturan diğer bireylere zarar vermeden bütün bireylerin özgürce yaşamasını sağlarken bütün vatandaşlara bir hürriyet sunmalıdır. Hürriyet ve fırsat eşitliğinin tam olarak sağlanamadığı toplumlarda demokrasiden bahsetmek mümkün değildir. Milleti oluşturan her bir birey düşünce özgürlüğe sahip olduğu gibi aynı zamanda düşündüğünü de söyleme hürriyetine sahip olmalıdır. Bir başkalık olmadan herkesin yasalar karşısında eşit olması sağlanmalıdır. İnanç, ırk, cinsiyet, dil, siyasi düşünce bakımından farklılıklara bakılmaksızın herkes için fırsat eşitliği sağlanmalıdır.  Burada sadece yasalar karşısındaki fırsat eşitliği değil sosyal hayatta da tam anlamında mevcut olan bir fırsat eşitliğinden bahsedilmektedir. 1789 Fransız İhtilali ile birlikte yayılan insan hakları bildirgesinin birinci maddesinde “İnsanlar eşit doğarlar, hür ve eşit olarak hayatlarını devam ettirirler. Statü farklılıkları ancak ortak fayda da söz konusu olabilir.” şeklinde insanlar arasındaki eşitliğin öneminden bahsedilmektedir. 1948 senesinde ise insanların sahip olduğu eşitlik hakları uluslararası boyutta ele alınmaya başlanmıştır.
     
    3- Temel Hak ve Özgürlükler
     
    Hak kelimesinin genel olarak tanımına baktığımızda hukukun insanlara sağlamış olduğu bütün üstünlükleri kapsadığını görürüz. Özgürlükler ise bir önceki başlık altında bahsetmeye çalıştığımız insanların kendi hür iradeleri ile kararlar verebilmeleri haklardır. İnsanların haklarına herhangi bir güç baskı ya da zorlama yolu ile etki ya da müdahale edemez. 
     
    İnsanların sahip oldukları temel haklar insanların sadece insan oldukları için sahip oldukları haklardır ve bu haklara sahip olmak için belirli sınavlardan geçmek ya da belirli yeteneklere sahip olmak gerekmez. Bu özgürlüklerin tam olarak sağlanmadığı yerlerden demokrasilerden bahsetmek söz konusu değildir. Temel hak ve özgürlükleri korumanın en iyi yolu, temel hak ve özgürlüklerin anayasalar tarafından teminat altına alınması ve bireylerin iktidarın kullanılmasına ortak etmektir.
     
    4- Seçim ve Temsil İlkesi
     
    Halkı yönetecek siyasi iktidarın kimler tarafından kullanılacağının belirlenmesi seçimler ile gerçekleştirilir. Bu seçimlere halkın dolaylı ya da doğrudan katılımı şarttır. Seçim şeklinde uygulanan bütün yönetim şekillerinin demokrasi olduğu söylenemez. Demokrasiler için genel, eşit ve gizli oy esası şarttır. Halk siyasal olarak yönetime siyasi partiler aracılığı ile katılırlar.
     
    5- Çoğunluğun Sınırlandırılarak Azınlığın Korunması
     
    Demokrasilerde toplumu oluşturan bütün siyasi renkler ortaya koyulmalıdır. Sadece çoğunluğun desteklediği siyasi tarafın desteklenmesi demokrasiyle bağdaşmaz. Karşıt fikirler de çoğunluğu oluşturan fikirler kadar sağlam korunmalı ve temsil edilebilmelidir. Toplum içinde varolan azınlığa diğer her bireyin olduğu gibi özgürlükleri ve hakları sunulabilmelidir.
     
    6- Genel ve Eşit Oy İlkesi
     
    Her vatandaşın özgürce oyunu kullanabilmesine genel oy hakkı denir. Demokrasinin bir ilkesi olarak her vatandaş aynı derecede oy kullanma hakkına sahiptir. Herkesin kullandığı oy eşit derecede etkili olmalıdır.
     

    Kaynaklar

    Açıkgöz, “Adalet ve Özgürlük Bağlamında Türkiye’de Demokrasi”, Köprü Dergisi, Yaz 2008
    Gencay Şaylan, Değişim Küreselleşme ve Devletin Yeni İşleri, İmge Kitabevi, Ankara, 2003
    Andrew Heywood, Siyaset, Adres Yayınları, 2013
    Devamı.. »
  • Açıköğretim Fakültesi Nedir, Nasıl Girilir?

    Açıköğretim,  alışılmış, örgün ve geleneksel eğitim tarzından çok farklı olarak, okul kampüsüne gitme zorunluluğu olmayan, derslerin tamamen bilgisayar vasıtasıyla sanal ortamda interaktif olarak işlendiği, katılımcıların dersleri istediği zaman ve istediği yerde tekrar izleyebildiği eğitimin adıdır.
     
    Açıköğretim, öğrenci merkezli bir sistemdir. Bütün öğrencilere fırsat eşitliği sunar. Fiziksel engelli olan ve okula gitmesini engelleyen bir sakatlığı olan kişilere de eğitim olanağı sağlar.
     
    Geleneksel ve örgün eğitimden yararlanamayan öğrenciler için ideal bir eğitim fırsatı sunarak, bölgesel ve coğrafi engelleri de tamamen ortadan kaldırır.
    Çalışmak zorunda olan ve eğitimine devam edemeyen kişilere kolaylık sağlayarak, eğitim hayatlarına devam etmelerine olanak sağlar. Bilgiye kolay ve hızlı bir şekilde ulaşma imkanı sağlar.
     
    Açıköğretim her insanın kendi öğrenme hızında eğitim görmesini sağlar. Yüz yüze eğitimde gerekli olan barınma, konaklama, ulaşım ve beslenme gibi ek harcamaları ortadan kaldırır. Maddi olarak külfetten kurtarır. Zaman ve mekandan bağımsız olduğu için öğrencilerin internet bağlantısı olan her yerden 7/24 erişim olanağı vardır.
     
    Açıköğretim Fakültesi
     
    Açıköğretim Fakültesi, 1982 yılında kurulmuş, uzaktan eğitim yöntemiyle öğrencilere hizmet veren, Anadolu Üniversitesi’nin bir fakültesidir.  AÖF, üniversite okumak isteyipte, maddi zorluklar yüzünden okuyamayan ya da ikamet ettiği şehir içinde üniversite kazanamayan fakat farklı bir şehirde okuma imkanı olamayan,  örgün eğitim veren üniversitelerde okuma şansı yakalayamamış öğrencilere büyük kolaylık sağlayan bir sistemdir.
    Açıköğretim Fakültesi’nde devam zorunluluğu olmadığından, derslere girmeden sadece sınavlara girerek devam edebileceğiniz bir sistemdir.
     
    Açıköğretim Fakültesi,  tüm Türkiye’de hizmet veren bir sistem olmasının yanısıra, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti diğer Türk Cumhuriyetleri ve Batı Avrupa’da ki Türk vatandaşlarına hizmet vermektedir.
     
    Açıköğretim Fakültesi’nin İşleyişi Nasıldır?
     
    AÖF’de dersler kitle iletişim araçları yoluyla işlenir.  TRT Okul kanalında her gün 12 saat süreyle açıköğretim dersleriyle ilgili yayınlar yapılarak, öğrencilere çeşitli konularda bilgiler aktarılmaktadır. Anadolu Üniversitesi bünyesinde yer alan ‘aof e-oğrenme’ sitesinde ve yüzlerce forum sitelerinde dersler ve sınavlarla ilgili bilgi verilmektedir. Hemen hemen her ilde AÖF bürosu bulunmaktadır. AÖF bu bürolar aracılığı ile öğrencilere her konuda bilgi verip, eğitim için gerekli olan bütün ders kitaplarını da ücretsiz olarak temin etmektedir.
    Açıköğretim sisteminin öğrencilere sağladığı ve pek bilinmeyen bir faydası da, AÖF öğrencileri için her ilde Anadolu Üniversitesi tarafından belirlenmiş faklı üniversitelerde derslerin veriliyor olmasıdır. Yani öğrenciler örgün sistemdeki gibi yüz yüze eğitim olanağından faydalanabilirler.
     
    AÖF öğrencileri her yıl vize, final ve bütünleme olmak üzere 3 sınava girmektedirler. Sınav sonucundaki başarı durumlarına göre bir üst sınıfa geçmeye hak kazanırlar. Fakat son yıllarda AÖF sınav sistemini değiştirerek kredili sisteme geçmiştir. Kredili sistem ise bahar ve güz dönemi olmak üzere 2 döneme ayrılır. Her dönemde bir vize ve bir de final sınavı yapılmaktadır. Kredili sistemde bütünleme sınavları kaldırılmıştır.
     
    Açıköğretim Fakültesi’nin Diğer Üniversitelerden Farkı Var mıdır?
     
    AÖF bünyesinde bulunan bütün bölümler, örgün eğitim veren diğer üniversitelerde ki bölümlerden hiçbir farkı yoktur. Bölümler birbirine denk olduğu gibi AÖF öğrencileri, diğer üniversite öğrencilerinin yararlandığı tüm sosyal haklardan yaralanabilmektedirler. Aradaki tek fark okula devam zorunluluğunun bulunmamasıdır. 
     
    Açıköğretim Fakültesine Nasıl Girilir?
     
    Açıköğretim fakültesine girebilmenin ilk koşulu, üniversite sınavına girmiş olmaktır. Sınava girip baraj puanını aşmanız durumunda AÖF kayıt yaptırma hakkı kazanmış olursunuz. AÖF’nde ki bazı bölümler kontenjansız bölümlerdir. Yani barajı geçen her öğrenci girebilir. Fakat bazı bölümlerde ise kontenjan sınırı vardır. Baraj puanının biraz daha üstünde bir puan alan öğrenciler girebilir. Ayrıca AÖF, herhangi bir örgün üniversitede okuyup mezun olmuş adaylar içinde ikinci bir üniversite imkanı sunmaktadır. Yani üniversite sınavına girmeden ikinci bir üniversite okuyabilirsiniz. Bunun için sınavsız ikinci üniversite kayıt zamanını takip edip beklemeniz gerekmektedir. Konuyla ilgili ayrıntıları ve tarihleri www.anadolu.edu.tr adresinden takip ederek öğrenebilirsiniz.
     
    Her yıl binlerce öğrencinin tercih ettiği Açık Öğretim Fakültesi’ni tercih edenlere büyük kolaylık sağlamaktadır. Hem çalışıp hem okumak zorunda olan kişiler için zamandan tasarruf sağladığı gibi dersleri de evden takip edip öğrenim görme şansı vermektedir.
     
    Açıköğretim Fakültesi Programları ve Tercih Şartları
     
    AÖF’nde lisans ve ön lisans olmak üzere 2 program vardır. Ayrıca kontenjan türüne göre de, kontenjanı olanlar ve olmayanlar diye 2’ye ayrılıyor.
     
    Kontenjanı sınırlı olan bölümler,  diğer lisans ve ön lisans programları ile aynı koşulları taşıyor. Kontenjanı sınırsız olan bölümler için ise; teknik lise ve meslek lisesi mezunları kendi alanlarına denk gelen AÖF ön lisans programlarına üniversite sınavına girmeden direk geçiş yapabilirler.
     
    Teknik lise ve meslek lise mezunları kendi alanları dışında olan AÖF lisans ve ön lisans programlarına YGS’den alacakları herhangi bir puan türünden 140 ham puan alarak girebilirler.
     
    Teknik lise ve meslek lisesi dışındaki liselerden mezun olan öğrenciler, YGS’den alacakları herhangi bir puan türünden 140 ham puan ve üzeri bir puan alarak girebilirler.
     
    YGS ve LYS’de AÖF dışında herhangi bir programa yerleştirilen adaylar, kayıt yaptırdıkları bölüm dışındaki AÖF lisans ve ön lisans programlarına tekrar bir sınava girmeden kayıt yaptırma hakkına sahiptirler. Aynı alan olmaması şartıyla, aynı anda hem AÖF hem de örgün programlarındaki eğitimlerine devam edebilirler.
     
    Bu durum üniversiteden mezun olmuş kişiler içinde geçerlidir. Mezun oldukları bölüm dışındaki programlarda, sınavsız, ikinci üniversite okuma hakkına sahiptirler.
     
    YGS’den en az bir puan türünde 140 ve üzeri puan alamayan adaylar yani barajı aşamayanlar, aldıkları puanla LYS’ye giremedikleri gibi, AÖF’ne de başvuru yapamazlar. Sınavsız geçiş hakkı olan adaylar buna dahil değildir.
     
    AÖF Okul Öncesi Öğretmenliği bölümünü sadece Kız Meslek Liseleri’nin, Çocuk Gelişimi, Çocuk Gelişimi ve Eğitimi, Çocuk Gelişimi ve Bakımı bölümlerinden mezun olan ve YGS’de herhangi bir puan türünden en az 140 puan alan adaylar tercih edebilirler. AÖF İngilizce Öğretmenliği için de DİL-1 puan türünden en az 180 puan almak gerekir.
     
    Açık Öğretim Fakültesi’nde Kontenjan Sınırlaması
     
    2014 yılı itibari ile bütün AÖF bölümlerine kontenjan sınırlaması getirilmiştir. Artık YGS’den 140 ve üzeri puan alan,  AÖF’ni tercih eden herkes istediği programa yerleştirilemeyecek. Tercih işlemleri yapılırken, 2015 yılı kontenjan sayısı ve 2014 yılında tercih yapanların sayısını göz önüne alınarak tercih işlemleri yapılmalıdır.
     
    Açık Öğretim Fakülteleri ve Bölümleri
     
    YGS sonuçları ile öğrenci kabul eden Açık Öğretim Fakülteleri:
    • Anadolu Üniversitesi (Eskişehir)
    • İstanbul Üniversitesi (İstanbul)
    • Atatürk Üniversitesi (Erzurum)
    Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Lisans ve Ön Lisans Programları
    • Sosyoloji
    • Tarih
    • Felsefe
    • Halkla İlişkiler ve Reklamcılık
    • Sağlık Yönetimi
    • Türk Dili ve Edebiyatı
    Ön Lisans Programları
    • Sosyal Hizmetler
    • Yönetim Bilişim Sistemleri
    • Aşçılık
    • Adalet 
    • Büro Yönetimi ve Yönetici Asistanlığı
    • Bankacılık ve Sigortacılık
    • Çocuk Gelişimi
    • Çağrı Merkezi Hizmetleri
    • Ev İdaresi
    • Dış Ticaret
    • Elektrik Enerjisi Üretim, İletim ve Dağıtım
    • Emlak ve Emlak Yönetimi
    • Halkla İlişkiler ve Tanıtım
    • Fotoğrafçılık ve Kameramanlık
    • İnsan Kaynakları Yönetimi
    • İlahiyat
    • İşletme Yönetimi
    • Kültürel Miraz ve Turizm
    • Lojistik
    • Laborant ve Veteriner Sağlık
    • Medya ve İletişim
    • Marka İletişimi
    • Menkul Kıymetler ve Sermaye Piyasası
    • Özel Güvenlik ve Koruma
    • Radyo ve Tv Programcılığı
    • Spor Yönetimi
    • Sosyal Hizmet
    • Sağlık Kurumları İşletmeciliği
    • Tıbbı Dokümantasyon ve Sekreterlik
    • Tarım
    • Yerel Yönetimler
    • Yaşlı Bakımı
    • Turizm ve Otel İşlemeciliği
    • Turizm ve Seyahat Hizmetleri
    İstanbul Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Lisans ve Ön Lisans Programları
    • İşletme
    • İktisat
    • Sosyoloji
    • Felsefe
    • Coğrafya 
    • Tarih 
    Ön Lisans Programları
    • Medya ve İletişim
    • Çocuk Gelişimi
    • Acil Durum ve Afet Yönetimi
    • Coğrafi Bilgi Sistemleri
    • İş Sağlığı ve Güvenliği
    • Atatürk Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi Lisans ve Ön Lisans Programları
    • Halkla İlişkiler ve Tanıtım
    • Sosyal Hizmet
    • Sosyoloji
    • İşletme 
    Ön Lisans Programları
    • Çocuk Gelişimi
    • İlahiyat
    • Adalet 
    • Bilgi Yönetimi
    • Lojistik
    • Reklamcılık
    • Dış Ticaret
    • Halkla İlişkiler ve Tanıtım
    • Sağlık Kurumları İşletmeciliği
    • İş Sağlığı ve Güvenliği
    • Turizm ve Otel İşletmeciliği
    • Emlak ve Emlak Yönetimi
    • Özel Güvenlik ve Koruma
    • Çağrı Merkezi Hizmetleri
    • Sivil Hava Ulaştırma İşletmeciliği
    • Tıbbi Dokümantasyon ve Sekreterlik
    • Büro Yönetimi ve Yönetici Asistanlığı
    Açıköğretim Fakültesine Nasıl Kayıt Yaptırılır?
     
    Açıköğretim Fakültelerine kayıtlar 2 aşamalı olarak yapılıyor. İlk olarak internet üzerinden kayıt işlemleri yapıldıktan sonra yazıcıdan internet kaydınızın çıktısını almanız gerekir. İnternet kaydı yapılmayan adaylar kesin kayıt işlemlerini yaptıramazlar. Hatta kayıt haklarını kaybederler. Bu nedenle dikkatli olmalısınız ve kayıt tarihlerini kaçırmamalısınız. İnternet başvuru adresi ise; kayit.anadolu.edu.tr’dir. AÖF’ne kayıt için ikinci ve son aşama ise AÖF bürolarından yapılacak kayıttır. İnternet başvuru kısmını tamamladıktan sonra tercih ettiğiniz programın kayıt tarihlerinde, kayıt için gerekli belgelerle birlikte en yakın AÖF bürolarından kaydınızı yaptırabilirsiniz.
     
    Kesin Kayıt İçin Gerekli Belgeler
    • İnternet Başvuru Belgesi
    • Fotoğraflı İmzalı Form 
    • Öğrenci Bilgi Formu
    • Öğrenci Belgesi
    • 4 Adet Fotoğraf
    • Askerlik Durum Belgesi
    Devamı.. »
RSS
Loading...
loading...
ankara escort bayan escort bayan eryaman escort ankara escort ankara escort eskişehir escort