Son Dakika Haberleri, Spor Haberleri, Siyaset Haberleri, Magazin, Astroloji, Cinsellik, Moda ve Aşk'a Dair Herşey - HaberAl.Tv
Hoşgeldiniz
Giriş / Kayıt Ol

denizli escort

Sağlık


  • Soğuk Havada Sıcak Basıyorsa Dikkat! O Hastalığın İşareti Olabilir!

     

    Ülkemizde insanların sağlık konusunda yaptığı en büyük hata, kendi kendine teşhis koymak ve başkalarının tavsiyeleriyle ilaç kullanmak! Yani sıcak basıyorsa, kaslarınız ağrıyorsa ve halsizseniz soğuk algınlığı ilacı almadan önce bir hekime başvurun.

    Aynı şekilde sinirli, isteksiz, tahammülsüz ve iştahsız hissediyorsanız, belki de ruhsal bir hastalık yerine tiroit bezi rahatsızlığınız olabilir. Tiroidin fazla ya da az çalışması bu örnekleri çoğaltabilir.

    Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Ethem Turgay Cerit, tiroit bezinin az çalışması veya tiroit bezinin fazla çalışması sonucunda vücudumuzun verdiği sinyaller hakkında uyarılarda bulundu...

    HER KAS AĞRISI VE ATEŞ SOĞUK ALGINLIĞI BELİRTİSİ DEĞİL!

    Sıcaklık değerlerindeki değişkenlik tiroit bezlerimizi de etkiliyor. Aslında 'havadandır' diye geçiştirdiğimiz sıcak basması, üşüme, kas ağrısı veya depresyon belirtileri tiroit hastalıklarının işareti olabilir. Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Ethem Turgay Cerit, "Vücudunuzun sesine kulak verin" uyarısında bulundu.

    METABOLİZMAMIZI O YÖNETİYOR

    Tiroit, bir hastalık ismi değildir. Tiroit bezi; herkeste bulunan, boynun ön bölümünde 'adem elması' denen çıkıntının hemen altında yer alan ve yaklaşık 15-20 gram ağırlığında kelebek şeklinde bir organdır. En önemli görevi tiroit hormonu üretimidir ve bu da vücutta birçok metabolik aktivitenin düzgün yapılabilmesi için gereklidir. Tiroit hormonlarının dengesiz üretimini diğer organ ve sistemlerin çalışmasını olumsuz etkileyebilir. Tiroit bezinin ne sebeple olursa olsun her türlü büyümesine 'guatr' denir. Tiroit bezi fonksiyon bozukluğuna yol açan hastalıklar ikiye ayrılır:

    Tiroit bezinin az çalışması (hipotiroidi): En sık sebebi iyot eksikliği ve kronik otoimmün tiroidit olan Hashimoto hastalığı.

    Belirtileri: Halsizlik, yorgunluk, cilt kuruluğu, kilo alma, soğuğa tahammülsüzlük, hafıza problemleri, adet düzensizliği, depresyon belirtileri (isteksizlik, mutsuzluk), kas ve kemiklerde ağrı, saçlarda kuruma ve dökülme, kısırlık…

    Tiroit bezinin fazla çalışması (hipertiroidi): En sık iki sebebinden biri toksik nodüler guatr, diğeri ise toksik diffüz guatr dediğimiz kronik otoimmün bir tiroit hastalığı olan Graves hastalığıdır.

    Belirtileri: Çarpıntı, terleme, adet düzensizliği, sinirlilik-saldırganlık, huzursuzluk, sıcağa tahammülsüzlük kilo kaybı (iştahın iyi olmasına rağmen zayıflama), kısırlık, saçlarda incelme, kırılma ve dökülme, ishal…

    HANGİ DURUMDA AMELİYAT GEREKİR?

    Tanıda uzman hekim tarafından yapılan fizik muayene, tiroit bezinin ultrasonografik değerlendirilmesi ve kanda tiroit hormonu ve tiroit otoantikorları seviyelerine bakılması ve gereken durumlarda tiroit sintigrafisi ve tiroit nodüllerine yönelik ince iğne aspirasyon biyopsisi işlemlerinden yararlanılır.

    'Biyopsi sonucu iyi huylu çıkan bir nodülün ne sıklıkla takip edilmesi gerektiği' de önemli bir konudur. Genel olarak 6 ay aralıklarla fizik muayene kan testleri ve tiroit ultrasonografi takibi yeterlidir. Aşağıdaki durumlarda ise ameliyat ile nodülün alınması seçeneği düşünülmelidir:

    Tiroit bezindeki nodüllere yapılan biyopsi sonucu kanser şüphesi varsa,

    Tiroit bezinin kendisi ya da tiroit bezindeki nodül iyi huylu da olsa, çok büyük olup hastada bası bulgusu yaratıyorsa,

    Tiroit bezinde aşırı hormon üretimi ilaçlarla kontrol altına alınamıyor ya da hastada ilaçlara karşı yan etki nedeniyle ilaç kullanımı sakıncalıysa.

    SOFRANIZDA YUMURTA VE SÜT OLSUN, EKMEĞİ AZALTIN!

    Tiroit hastalarının mutlaka yeterli seviyede iyot tüketmeleri gerekir. Yumurta, süt, yeşil yapraklı sebzeler, deniz ürünleri, meyvelerden de kızılcık; C vitamini, K vitamini ve lif içeriği ile sağlığınıza fayda sağlarken iyot içeriği zengindir. Hipotiroidi ile birlikte çoğu zaman kanda insülin hormonu da yüksek olabilir.

    Bu durumda beyaz ekmek, şeker, makarna, patates, tatlı gibi besinlerden uzak durmak gerekir. Ayrıca guatr hastalığına sebep olduğu düşünülen karalahana, şalgam suyu ve soya fasulyesi gibi yiyecekler de tavsiye edilmez.

    Devamı.. »
  • Alzheimer Hastalığının Nedeni Dişeti Hastalığı Olabilir

     

     

    Sabah işe gitmeden önce dişlerinizi fırçaladınız ama o da ne dişetleriniz kanamış. Kronik dişeti hastalığınız belki de sizin Alzheimer olmanıza neden olabilir. Dişeti hastalığınızın nedeni olanPorphyromonas gingivalis adlı bakteri Alzheimer nedeni olabilir. Dişeti hastalığı her üç insandan birini etkilediğinden riskin  ne kadar büyük olduğunu anlayabilirsiniz. Fakat iyi bir haberimiz var, bu yıl büyük klinik denemelerine başlanan bir ilaç, P. gingivalis ‘in ana toksinlerini bloke edebiliyor.  Yayınlanan bilimsel araştırmaya göre bu ilaç Alzheimer durdurabilir ve hatta tersine çevirebilir. Hatta bu hastalık için bir aşı bile yapılabilir.


    Alzheimer tıptaki en büyük gizemlerden biridir. İnsanlar yaşlandıkça bunama tırmanışa geçiyor ve dünya çapında en büyük beşinci ölüm nedeni oluyor. Alzheimer bu vakaların % 70’ini oluşturuyor ve nedeni bilinmiyor.

    Beyindeki bakteri

    Bu hastalık genel olarak amiloid ve tau proteinlerinin birikimiyle oluşuyor . Bu proteinlerin artışıyla hastalık ilerliyor.

    Fakat son yıllarda yapılan araştırmalar bunama olmadan da insanların beyninde amiloid plakalar birikebileceğini göstermişti. Bu proteinler yönelik yapılan pek çok tedavinin işe yaramaması, bu hipotezin ciddi olarak sorgulanmasına neden oldu.

    Buna rağmen , bir kanıt amiloid proteinlerin artışını bakterilere korunma mekanizması olabileceğini de gösteriyor. Geçtiğimiz günlerde yapılan araştırmalarda Alzheimer’a neden olanın dişeti hastalığıyla ilgili bir bakteri olabileceğini de ortaya koydu.

    Alzheimer hastası ölen ve yaşayan insanlarda dişeti hastalığı bulundu.  Fakat bugüne kadar bu bakterilerin hastalığa neden olduğu veya beyin hasarından kaynaklı bir durum olduğu belli değildi.

    Dişeti hastalığı ilişkisi

    Birkaç araştırma ekibi tarafından P. Gingivalis üzerine yapılan araştırmalar beynin Alzheimerla ilgili bölümlerini işgal ettiğini ve enflamasyon yarattığını ortaya koydu. Hatta Alzheimerlı farelerde dişeti enfeksiyonlarının semptomları daha da kötüleştirdiğini ve sağlıklı farelerde Alzheimer benzeri beyin enflamasyonu, nöral hasar ve amiloid plaklara neden olduğunu gösterdi.

    Yeni bir araştırmada Cortexyme’den Casey Lynch gingipainler adı verilen ve P.gingivalis’in kullandığı toksik enzimlere 54 Alzheimer beyin örneğinin % 96’sında rastladı. Ayrıca 3 beyinde bakterinin DNA’sına rastladı.

    Böylece ilk kez bu bakterilerin plak oluşumundaki ilişkisi  gösterildi. Ayrıca yeni araştırmada gingipainlerin tau proteinlerini dilimleyerek, nöronları öldürmesine neden olarak, bunamaya yol açabileceği de ilk kez gösterildi.

    Kognitif bozunmaya giren hastalarda bu bakteri ve enzimleri yüksek seviyelerde bulundu. Ayrıca bunlarda daha çok amiloid ve tau birikimleri görüldü. Ayrıca araştırma ekibi Alzheimerlı insanları omurilik sıvısında da bu bakteriye rastladı ki, bu uzun süredir teşhis için kullanılan bir metot.  

    Ekip farelere P. gingivalis  dişeti hastalığı verdiğinde, beyin enfeksiyonu,amiloid üretimi, tau proteini karışması ve Alzheimer’daki gibi beynin aynı bölgelerinde nöral hasar gözledi.

    Cortexyme gingipainleri bloke etmek için molekül geliştirmişti. Bunlarda farelere verdiğinde, amiloid birikiminin durduğunu, beyin enflamasyonunun azaldığını ve hatta hasarlı nöronları kurtarıldığını gözlemledi.

    Ayrıca ekip P. gingivalis ‘i öldürmek için antibiyotik de geliştirdi ama bakteri hemen direnç geliştirerek cevap gösterdi.

    Yeni Tedavi Umudu

    Alzheimer olmayan bazı insanlarda da P. gingivalis ve protein birikimleri görüldü ama düşük seviyelerd. Artık amiloid ve tau birikiminin Alzheimer başlamadan 10 ila 20 yıl önceden başlayabileceğini birikiyoruz. İşte bu nedenle P. gingivalis Alzheimer nedeni olabilir ama bu halen bir sonuç sayılmaz.

    Diş eti hastalığı Alzheimer’den çok daha yaygındır. Ancak “Alzheimer, yaşamları boyunca semptomlar geliştirebilecek kadar hızlı bir şekilde gingipain biriktiren ve beyinde hasar oluşan kişilere saldırıyor,” diyor Lynch. 

    Bloke edicilerin en iyileri ilk testleri geçti. Ekip yakında omurilik sıvısı, bilişsel iyileşmeler  ve öncesi-sonrası testleri için büyük bir deneme başlatacak. Ayrıca Melbourne ekibi de bir aşı geliştirmek için çalışıyor.

    KaynaK :https://www.newscientist.com/article/2191814-we-may-finally-know-what-causes-alzheimers-and-how-to-stop-it/

    Devamı.. »
  • Meme kanseri hastalarına 'genetik test' önerisi

     

    CNN'in haberine göre, Amerikan Meme Cerrahları Birliği, kalıtsal kanser riskleri arttıkça genetik testlerin önünde bulunan engellerin azalması gerektiğini ifade etti.

    Geçmişte test yaptıran ve yaptırmayan meme kanseri hastalarında benzer oranda gen mutasyonları bulunduğuna ilişkin bir çalışmanın geçen aralık ayında yayımlanmasının ardından birlik, meme kanseri teşhisi konan tüm hastalara genetik test yapılması önerisinde bulunulan kılavuz yayımladı.

    Kılavuzda ayrıca, yeni tanımlanmış meme kanseri bağlantılı genleri kontrol etmek için geçmişte genetik testlerden geçen meme kanseri hastalarının yeniden değerlendirilmesi önerildi.

    Herkesin sahip olduğu tümör baskılayıcı BRCA1 ve BRCA2 genlerinin birinde veya ikisinde bir kusur veya mutasyon meydana gelmesi halinde meme kanseri olasılığının arttığı belirtildi.

    Çalışmanın yazarlarından Dr. Peter Beitsch, BRCA1 ve BRCA2 de dahil olmak üzere belli başlı 11 gende mutasyonun meme kanserine yol açabileceğinin bilindiğini söyledi.

    Dr. Beitsch, geçmişte genetik test yapmanın zor ve pahalı olduğuna işaret ederken, Amerikan Meme Cerrahları Birliği Başkanı Dr. Walton Taylor da test yaptırma masraflarının zaman içinde düştüğünü ifade etti.

    Diğer yandan, tüm meme kanserlerinin yüzde 10'unun kalıtsal olduğu biliniyor.

    Devamı.. »
  • Bebeklerde ve Çocuklarda Çölyak

     

     

    Bebeklerde ve Çocuklarda Çölyak

    Gluten proteininin tetiklediği bağışıklık sitemindeki bozukluk ile alakalı bir hastalık olan çölyak hastalığı, sadece yetişkinlerde değil, bebek ve çocuklarda da görülebilir. Esasen genetik bir hastalık olması sebebiyle bebeklik döneminde başlar fakat sıklıkla fark edilmesi erişkin dönemine kadar gecikebilir. Bu noktada önemli olan, ailenin bebeği veya çocuğu iyi gözlemlemesi, çölyak belirtilerinden haberdar olması ve böylece hastalığın olabildiğince erken teşhis edilmesidir.

    Bebeklerde Çölyak Hastalığı Belirtileri

    Çölyak hastalığı, anne sütü ile beslenen bebeklerin gluten içeren ek gıda ile tanışmalarından sonra teşhis edilebilir. Çölyak hastalığına bağlı olarak buğday arpa ve çavdar gibi gluten içerikli tahılların tüketilmesi ile beraber iştahsızlık, ishal, kusma, karın şişliği ve huysuzluk gibi sıkıntılar çölyak hastalığına işaret eden bulgulardandır. Ayrıca dışkının yağlı olması, çölyak hastalığında rastlanan önemli belirtiler arasındadır.

    Bu durumda anne sütüne ek olarak gluten içermeyen biberon mamalarını, pirinç unu ile yapılan muhallebileri, glutensiz sebze ve meyve pürelerini tercih edebilirsiniz.

    Çocuklarda Çölyak Hastalığı Belirtileri

    Gastroenteroloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Deniz Duman, çölyak hastalığının çoğu zaman genetik sebeplere bağlı olarak geliştiğini belirtiyor. Ancak çölyak hastalarında söz edilen bu genetik yatkınlık mutlaka anne, baba veya yakın akrabalar arasında çölyak hastası bulunması gerekliliği anlamına gelmez. Bu yüzden çocuğunuzdaki değişimleri dikkatle gözlemlemelisiniz.

    Çocuğun yaşıtlarına göre daha zayıf ve kısa olması, gelişiminde bir yavaşlama görülmesi, dişlerde problemler, ergenlik gecikmesi çölyak hastalığında rastlanan şikayetlerdendir. Ayrıca uzun süren kabızlık, ishal ve bunlara eşlik eden karın ağrısı ya da kusma da çocuğunuzun çölyak hastası olabileceğine işaret eder. Bu gibi durumlara rastlanması halinde vakit kaybetmeden doktorunuza danışmanız önerilir.

    Çocuğuma Çölyak Hastalığı Tanısı Konuldu. Ne Yapmalıyım?

    Çocuğunuza çölyak hastalığı tanısı konulduğunda uygulanabilecek tek tedavi yöntemi glutensiz diyetdir. Buna göre buğday, çavdar, arpa ve bu tahıl grupları ile yapılan glutenli gıdaları çocuğun beslenmesinden çıkarmalısınız. Glutenin bulaşma riskine karşın tahta kaşıklar ve teflon tencereler kullanmamanız, hatta mümkünse çocuğun pişirme ve servis malzemelerini ayrı tutmanız en doğrusudur.

    Çocukların cildine doğrudan temas eden çeşitli kremlerin ve kozmetiklerin de içeriklerini okuyup, “glutensiz” ibaresi yazan ürünleri tercih edebilirsiniz.

    Çocuğum Çölyak Hastası, Diğer Çocuklar Gibi Olabilir mi?

    Çocukların özellikle arkadaşları ile bir araya geldikleri sosyal ortamlarda kendilerini diğer çocuklardan farklı hissetmemeleri için, gluten içermeyen lezzetli tarifler deneyebilirsiniz. Çölyak hastalığı olan çocukların diğer çocuklardan farklı olarak dikkat etmesi gereken şey, yeme-içme düzenidir. Glutensiz bir diyetin benimsenmesi dışında çocuğun sosyal hayatını etkileyecek bir durum yoktur.

    Çocuğun beslenme düzeninde arkadaşlarından ayrı kalmamaları içinse, çocukların sevdiği yiyecekleri glutensiz malzemeler kullanarak yapabilirsiniz. Ayrıca glutensiz kek ve bisküvi çeşitleriyle de çocuklarınızın beslenmesinde lezzetli seçeneklere yer verebilir, çocuğun beslenmesini zenginleştirerek kendini farklı hissetmemesini sağlayabilirsiniz.

    Devamı.. »
  • Çölyak Hastalığı, Çölyak Hastalığı Nedir, Çölyak Hastalığı Belirtileri Nelerdir

     

     

    Çölyak Hastalığı Nedir?

    Gluten, buğday, arpa ve çavdar gibi tahıllarda bulunan bir protein türüdür. Çölyak hastalığı, vücudun bağışıklık sisteminin gluten adlı proteine tepki verdiği, enflamasyona ve ince bağırsakta hasara neden olan bir bozukluktur. Glutenin alkolde çözülebilenprolamin kısmı hastalığa neden olmaktadır.

    Çölyak hastalığının dünyada 1000’de 5-10 kişiyi etkilediği tahmin edilmektedir. Çölyak hastalığı, sindirim sorunları ve beslenme yetersizlikleri gibi bir dizi olumsuz belirtiye neden olabilen ciddi bir durumdur.

    Çölyak Belirtileri Nelerdir?

    Çölyak hastalığının en önemli 9 belirtisi şunlardır;

    1.İshal

    Gevşek, sulu dışkı, birçok kişinin çölyak hastalığı tanısı konmadan önce yaşadığı ilk belirtilerden biridir. Ancak enfeksiyon, gıda intoleransı veya diğer bağırsak sorunlarının da ishal nedeni olduğu unutulmamalıdır. Tüm ishal vakaları çölyaktır demek doğru değildir.

     2.Şişkinlik

    Şişkinlik, çölyak hastalığı olan kişilerin yaşadığı bir diğer yaygın semptomdur. Çölyak hastalığı sindirim sisteminde iltihaplanmaya neden olabilir, bu da şişkinliğin yanı sıra diğer birçok olumsuz sindirim sorununa neden olabilir. Glütenin, çölyak hastalığı olmayan insanlarda da şişkinlik gibi sindirim sorunlarına neden olduğu tespit edilmiştir.

    Çölyak hastalığının yanı sıra şişkinliğe, kabızlık, bağırsak tıkanıklığı, kronik gaz ve sindirim bozukluklarının sebep olduğu da bilinmektedir.

    3. Gaz

    Aşırı gaz, çölyak hastalığı olanların yaşadığı yaygın bir sindirim sorunudur. Yapılan çalışmalarda çölyak hastalığı olanlarda glüten kullanımının aşırı gaza sebep olduğu görülmüştür.

    Bununla birlikte, sindirim sisteminde gaza neden olan birçok sebep olduğu unutulmamalıdır.  Kabızlık, hazımsızlık, hava yutma, laktoz intoleransı ve irritabl bağırsak sendromu sindirim sisteminde gaz görülmesinin diğer nedenleridir.

    4. Yorgunluk

    Çölyak hastalığı olanlarda azalan enerji nedeniyle yorgunluk yaygın olarak görülür. Bir çalışmada, çölyak hastalığı olanların yorgunluğa sebep olabilecek uyku bozukluklarının daha fazla olduğu saptanmıştır.

    Ek olarak, tedavi edilmeyen çölyak hastalığı ince bağırsakta hasara neden olabilir ve bu da yorgunluğa neden olabilen vitamin ve mineral eksikliklerine neden olur. Diğer potansiyel yorgunluk nedenleri arasında enfeksiyon, tiroid problemleri, depresyon ve anemi sayılabilir.

    5. Kilo Verme

    Kilo kaybı ve kilo almada zorlanma genellikle çölyak hastalığının erken belirtileri arasında gösterilir. Bunun nedeni, vücudunuzun besin maddelerini emebilme yeteneğinin bozulmasından kaynaklanır, bu da yetersiz beslenme ve kilo kaybına yol açabilir. Açıklanamayan ise diyabet, kanser, depresyon veya tiroid problemleri gibi durumlardan kaynaklanabilir.

    6. Demir Eksikliği Anemisi

    Çölyak hastalığı, besin emilimini bozabilir ve bu durum vücuttaki alyuvar eksikliğinden kaynaklanan bir durum olan demir eksikliği anemisine yol açabilir. Demir eksikliği anemisi belirtileri arasında yorgunluk, halsizlik, göğüs ağrısı, baş ağrısı ve baş dönmesi sayılabilir.

    Bununla birlikte, zayıf bir diyet, aspirin gibi ağrı kesicilerin uzun süreli kullanımı, ağır adet kanaması ve peptik ülserler yoluyla kan kaybı gibi sorunlar da demir eksikliği anemisinin bilinen diğer nedenlerinden bazılarıdır.

    7. Kabızlık

    Çölyak hastalığı, bazı kişilerde ishale neden olurken,  bazı insanlarda ise kabızlığa neden olabilmektedir. Çölyak hastalığı ince bağırsaktaki küçük, parmak benzeri çıkıntılar olan bağırsak villilerine zarar verir ve besinleri emer.

    Gıdalar sindirim sistemi boyunca ilerledikçe, bağırsak villusu besin maddelerini tamamen ememez ve çoğu zaman dışkıdan fazla nem emebilir. Bu, kabızlığa neden olan, zorlaşan sert dışkıya yol açar. Sıkı bir diyet uygulayan hastalarda bile kabızlık giderilmesi zor bir durum olabilmektedir. Bunun nedeni, glütensiz bir diyetin, tahıl gibi çok lifli yiyeceklerin alınmamasıdır.

    Fiziksel inaktivite, dehidratasyon ve kötü beslenme de kabızlığa neden olabilir.

    8. Depresyon

    Çölyak hastalığının birçok fiziksel semptomunun yanı sıra depresyon gibi psikolojik belirtiler de görülebilmektedir.

    Yapılan bir çalışmada, çölyak hastalığı olanların, sağlıklı bir kontrol grubuna göre depresif belirtileri daha fazla olduğu bulunmuştur. Bununla birlikte, hormon düzeylerindeki dalgalanmalar, stres, keder ve hatta genetik faktörler de dahil olmak üzere birçok başka potansiyel depresyon nedeni vardır.

    9. Kaşıntılı Döküntü

    Çölyak hastalığı, dirseklerde, dizlerde ve kalçalarda meydana gelebilen kaşıntılı deri döküntüleri olan dermatitis herpetiformis’e neden olabilmektedir.

    Çölyak hastalığı olanların yaklaşıkc% 17’sinde bu kızarıklık görülür ve tanı konmada yardımcı olan önemli semptomlardan biridir. Tanıdan sonra tedaviye uyumsuzluğun bir işareti olarak da gelişebilir.

    İlginçtir ki, bazı insanlar bu deri döküntülerini, tipik olarak çölyak hastalığında görülen diğer sindirim semptomları olmadan geliştirebilirler. Aslında, dermatitis herpetiformis geliştiren çölyak hastalarının % 10’undan daha azında, çölyak hastalığının sindirim semptomları görülmemektedir.

    Çölyak hastalığının yanı sıra kaşıntılı deri döküntülerinin diğer potansiyel nedenleri arasında egzema, sedef hastalığı, dermatit ve kurdeşen bulunur.

    Çölyak Diyeti Nedir?

    Çölyak diyet

    Çölyak hastalığı, tedavisi olmayan yaşam boyu süren kronik bir hastalıktır. Ancak, bu durumdaki insanlar glütensiz diyete bağlı kalarak semptomlarını etkili bir şekilde azaltabilirler.

    Özellikle glütensiz olarak etiketlenmedikçe, kaçınmanız gereken bazı yiyecekler şunlardır:

    • Makarna,
    • Ekmek,
    • Kekler,
    • Pastalar,
    • Kraker,
    • Kurabiye,
    • Bira,
    • Ketçap,
    • Soslar,
    • Şehriye,
    • Bulgur,

    Neyse ki, bol miktarda besleyici ve doğal olarak glütensiz gıdalar var. İşlenmiş gıdaları kesmek, çoğunlukla tüm yiyeceklerden zevk almak ve etiket okumayı alışkanlık haline getirmek, glütensiz bir diyetin takibini daha kolay hale getirebilir.

    Sağlıklı bir glütensiz diyete dahil edilebilecek bazı yiyecekler şunlardır;

    • Et, kümes hayvanları ve deniz ürünleri,
    • Yumurtalar,
    • Süt ve süt ürünleri,
    • Meyveler,
    • Quinoa, pirinç, kara buğday ve darı gibi glütensiz tahıllar,
    • Sebzeler
    • Bakliyat (nohut, kuru fasulye gibi),
    • Fındık,
    • Sağlıklı yağlar,
    • Otlar ve baharatlar,

    Çölyak hastalığınız olabileceğinden şüpheleniyorsanız, gerekli testleri yaptırmak için doktorunuza danışın ve glütensiz bir diyetin sizin için gerekli olup olmadığını hemen öğrenin.

    Çölyak hastalığı için gerekli testler yapılana kadar glütensiz diyet yapılmamalıdır. Eğer tanı konmadan glütensiz diyet yapılırsa, test sonuçları yanlış çıkabilir.

    Çölyak Hastalarının Tüketmemesi Gereken Besinler

    gluten İÇEREN GIDALAR

    • Buğday, arpa, çavdar ve yulaf katkılı her türlü üründen kaçınılmalıdır. (un, bulgur, bulgur pilavı, irmik, makarna, şehriye, kuskus, ekmek, kek, pasta, kurabiye, bisküvi, börek, çörek, gofret, simit, kraker, dondurma külahı, unlu tatlılar, glüten içeren hazır salça, ketçap, un ilave edilen çorbalar, soslar, tarhana, yarma gibi).
    • Glüten içeren hazır çorbalar, köfte, pane harçları gibi hazır çeşniler.
    • Tuzlu, soslu kuruyemişler, glütenle yapıştırıldığı için yasaktır. Ancak bunların glütenle işlem görmemiş hali, glüten içermeyen kuruyemişler tüketmekte bir sakınca yoktur.
    • Galeta ununa, una batırılarak kızartılmış tavuk balık gibi et ürünleri un içerisindeki glüten nedeniyle tüketilmemelidir.
    • Malt kullanılan içecekler, bira votka cin v.b.
    • Sirke, çikolata, puding, sakız, ketçap, mayonez, dondurma gibi gıdaların bazılarında glüten bulunabilmektedir. Bunlar yenilmeden önce muhakkak ürün hakkında bilgi edinilmelidir.

    Çölyak Hastalığının Tedavisi

    Çölyak hastalığının erken evrelerde teşhis edilmesi çok zordur. Testler, katı dışkı tahlilleri ve barium yutulduktan sonra çekilen bağırsak röntgenleri, çölyak hastalığının tanısında yardımcı olmaktadır. Bu hastalığa dair şüpheler, mikroskopik anormalliklerin görüldüğü bir biyopsi testinden sonra sonuçlanacaktır.

    Glüten içermeyen bir beslenme düzeni, bu hastalığın ana tedavi yöntemidir. Glüten tahıllar ve buğdayda olduğu gibi birçok hazır besin de glüten içermektedir. Glütene hassas insanların yiyecek etiketlerini incelemeleri ve etiketsiz olarak üretilmiş besinlerden uzak durmaları gerekmektedir.

     

    Çölyak Diyeti Nedir, Çölyak Hastalarının Tüketmemesi Gereken Besinler, Çölyak Hastalığı Nedir,Çölyak Hastalığının Tedavisi

    Devamı.. »
RSS
Loading...
loading...
loading...
istanbul escort
escort istanbul