Son Dakika Haberleri, Spor Haberleri, Siyaset Haberleri, Magazin, Astroloji, Cinsellik, Moda ve Aşk'a Dair Herşey - HaberAl.Tv
Hoşgeldiniz
Giriş / Kayıt Ol

Tarih - Coğrafya


Tarih - Coğrafya

  • Karakalpakistan Cumhuriyeti / Karapapak Türkleri

     

    Aslında Kazaklara yakın olan Karakalpak Türk boyunun yaşadığı bölge olan Karakalpakistan 1925 yılının Nisanı’nda o devirdeki Kazak Muhtar Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin bir muhtar bölgesi durumunda idi. Ancak bu muhtar bölge 20 Temmuz 1930’da RSFSC’ye devredildi.

    İki yıl sonra (20 Mart 1932) Muhtar Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti statüsünü kazandı ve Aralık 1936’da Özbek SSC’ye dahil edildi. Böylece bir zamanlar Kazak Cumhuriyeti’ne dahil olan Karakalpakistan bugün Özbekistan’a aittir.

    Nüfus

     

    Karakalpakistan’ın yüzölçümü 165.000 km2 olup, başkenti, Nukus’tur. 1989 nüfus sayımına göre Karakalpak Muhtar Cumhuriyeti’nin nüfusu 1.212.207’ye ulaşmıştır. Karakalpakistan’daki nüfus dağılımı ise Tablo 23’teki gibidir.

    1989 nüfus sayımına göre toplam nüfusları 411.187’e ulaşan Karakalpaklar %91,8’i kendi cumhuriyetlerinde yaşamalarına rağmen burada Özbeklerle aynı orana (%32) sahip olup ülkede çoğunluğa sahip değildirler. Bu durum onlar adına kurulan muhtar cumhuriyetin sunî bir kuruluş olduğunu gösterir. Kendilerini Kazaklara yakın hissettikleri halde Karakalpak Muhtar Cumhuriyeti’nde %58,3’lik bir orana, Özbeklere yakın hissettikleri takdirde ise %65’lik bir orana ulaşmaktadırlar. Kısaca Karakalpakistan konusu ileriki tarihlerde bir sürtüşme nedeni olacağa benzemektedir.

    Karakalpakistan’ın diğer mühim sorunu ise dünyanın en büyük ekolojik probleminin yaşadığı Aral gölü teşkil etmektedir. Karakalpaklar'da İslam dininin sünni fıkıh mezheplerinden biri olan Hanefi (Arapça: الحنفية veya المذهب الحنفي) yaygındır. Ancak, onların İslam dinini benimsemeleri tam dönem olarak bilinmesede, diğer etnik grublar gibi 10. ve 13. yüzyıllar arasında olası daha uygundur.

    Karakalpak Adı

     

    Karakalpak "Kara" ve "kalpak" kelimenin birleşmesinden oluşur. Tarihçi Reşidüddin Hamedani (Farsça: رشیدالدین فضل‌الله همدانی , Rashid ad-Din Fadhlullah Hamadani)'ye göre Karakalpak Türkleri Moğol işgalinde "Kavm-i külah-i siyah" (kara külahlı kabile) diye bilinirdi.

    Ortaçağın erken dönemlerinde Karaborkli boyu Aral Gölü yakınlarındaki Peçenek boyu olarak görünüyor. İlmi eserlerde Karaborkli, Karakalpak ve Siyah Kulahan (Siyah şapkalılar) adının aynı anlama geldikleri yazılmıştır. Eski Rus yıllıklarında çorniye klobuki, Arap kaynaklarında karabörklü olarak anılmışlardır.

    Günümüzde Karakalpak adıyla bilinen halk, tarihi kaynaklarda bu isimle ilk olarak ancak XVI. yüzyıl sonunda (1578) bahsedilir.

    Tarihçe

     

    Uzun yıllar Kazaklarla da iç içe yaşayan Karakalpaklara ilişkin tarihi kayıtlar ancak 16.yüzyıla kadar iner. Eski yurtlarının Kazan ve Astrahan arasındaki Volga kıyıları olduğu, oradan Amuderya çevresine göç ettikleri bildirilmektedir. 18. yüzyılda Amuderya yöresine yerleşen Karakalpaklar , Özbekler ve Kazaklar dışında bölgede az sayıda Türkmen ve Rus azınlıkları da yaşamaktadır.

    Karakalpakistan, 1936 yılı Aralık ayında Özbekistan’a katılmıştır. 1 Aralık 1990′da Cumhuriyet Yüksek Konseyi tarafından Karakalpakistan’ın özerkliği kabul edilerek Özbekistan’ın ilk ve tek özerk cumhuriyeti olduğu onaylanmıştır. Kentlerde oturanların oranı % 48 dolayındadır. Başlıca kentler Nukus, Hoceyli, Biruni, Tahyataş, Çimbay, Turtkul ve Altıkıl’dır.

    Ekonomi

     

    Anayasa çerçevesinde demokratik bir ülke olan Özbekistan’ın tecrübesine uymayı taahhüt eden Karakalpakistan, aynı zamanda piyasa ekonomisi politikasını gerçekleştirme yolundadır. Ekonomi büyük ölçüde tarıma dayanır. Sınırlı sanayi sektörü hafif imalat kuruluşları, petrol işleyen rafineriler, Hoceyli’deki tersaneyi, kireçtaşı, alçı, asbest, mermer ve kuvarst kaynaklarını kullanan çok sayıda yapı malzemesi fabrikası ve Tahyataş’taki enerji santralından ibarettir.

    Pamuğun yanısıra yonca, pirinç ve mısır yetiştirilir. Kızılkum çölünde sığır ve karakul koyunu beslenir. Çiftçilerin büyük çoğunluğu ipek böcekciliği ile uğraşmaktadır. Karakalpakistan , pamuk yetiştirme ve pirinç üretiminde önde gelen bir bölgedir. Özellikle tarım ürünleri ve zengin mineral ve hammadde kaynaklarına bağlı olarak çeşitli sanayii dalları bulunmaktadır.

    Edebiyat

     

    Ünlü Mahtumkulu (Türkmence: Magtymguly, Farsça: مخدومقلی فراغی , Makhdumqoli Faraghi‎) Türkmen şairin güçlü şiirlerii, sadece Türkmen şairlerine tesir etmemiş; Berdak (Karakalpakça: Berdaq G'arg'abay ulı), Acıniyaz (Karakalpakça: A'jiniyaz Qosıbay ulı) ve Gunhoca gibi XIX. yüzyıl Karakalpak şairlerini de etkilemiştir. Mahtumkulu'nun şiirlerinin çoğunu Berdak ve Aciniyaz, Karakalpak Türkçesine aktarmışlar; bu şiirler, halk arasına yayılmış ve sonradan bazıları Karakalpak şairlerinin şiirleriyle karıştırılır hale gelmiştir. Bunların çoğu, halk arasında Acıniyaz'ın ve Berdak'ın şiirleri olarak bilinmektedir. Şöhreti Karakalpaklar arasında yayılmış olan Mahtumkulu'nun şiirleri, Karakalpak düğünlerinin türküsü ola gelmiştir.

    Devamı.. »
  • Başkurdistan Cumhuriyeti / Başkurt Türkleri

     

     

    Bu Türk cumhuriyeti hakkında bilgi vermeden önce, kısaca “Başkurtluk” meselesi hakkında bilgi vermekte fayda vardır. 1917 Bolşevik İhtilali’nden önce İdil-Ural’da “Başkurtluk” meselesi diye bir problem yoktu. Çünkü Tatarlarla Başkurtlar arasındaki, (bu adların bin yıl önce bu yöre halkları için kullanılıp kullanılmadığı kesin olarak bilinmemektedir) iktisadî ve siyasî temaslar belki de bundan bin yıl önce başlamış olup, bu iki Türk boyu aynı hanlığın sınırları (Kazan Hanlığı) içinde yaşamış, Rus istilasının acısını birlikte çekmişler, başta siyasî daha sonra ise sıkı içtimaî ve medenî sahalardaki işbirliği onların tamamen kaynaşmasına sebep olmuştu.

    1552’de Kazan Hanlığı’nın yıkılmasından sonra bu iki Türk boy müşterek düşmanları Ruslara karşı birlikte ayaklanmışlardı. Başkurtların daha yoğun olduğu bölgelerde ayaklanmalar XVIII. yy.’ın sonlarına kadar sürmüş olup, en büyük ayaklanma 1774’te vukuu bulmuştu. Fakat sonunda güçsüz düşen Başkurtlar da Rus hakimiyetine boyun eğmek zorunda kaldılar. Başka bir ifade ile Müslüman Başkurt-Tatarlar, Hıristiyan Rusların hakimiyetini büyük karşı koymalardan, büyük kayıplar sonra kabul etmek zorunda kaldılar. Fakat Sovyet tarihçileri bu gerçeği nedense görmezlikten gelmekte.

    Tatarlar da Başkurtlar da arzuları ile Rus Devleti yönetimini kabul ettiler diye yazmakta ve hatta ilmî (?) sempozyumlar düzenlemekte idiler. Rus tarihçileri bu nevî uydurma gerçekleri fethettikleri başka ülke ve halklar için de kullanmakta çekinmemekteydiler. Îlmî gerçeklerin bu şekilde tahrif edilmesi ancak rejimin arzuları ile izah edilebilir, işte asırlar boyu kaynaşmış olan iki Türk topluluk Tatar ve Başkurtları hem siyasî hem de kültürel yönden parçalamada da Sovyet yönetiminin arzuları, yani “böl ve idare et” prensibi yatmaktaydı.

    Çünkü en azından dört asırlık bir devirde Tatarlarla Başkurtlar birbirleriyle tamamen kaynaşmışlar, din, ahlak, tabiat, örf, adet, gelenek, dil ve kültür bakımından birbirine gereği gibi tesir etmişlerdi. Bu kaynaşma ve karşılıklı tesirler sonucunda müşterek yazı dili ve edebiyatı gelişmişti. Fikir ve bilim adamları medreselerde okuyanlar arasında yetişiyordu. Kazan ilindeki medreselerle, Başkurt ülkesindeki Orenburg, Kargalı, Ufa, Troyskiy, İsterlibaş vb. şehir ve kasabalardaki medreseler arasında eğitim ve öğretim usulleri bakımından hiçbir fark yoktu.

    İmamlar ve müderrisler arasında Kazanlılar bulunduğu gibi, birçok Başkurt da bulunuyordu. Bu hususta hiçbir türlü ayrılık-gayrılık ve yadırgama olmazdı. Bu gibi medreselerde okuyan bir Başkurt, hiçbir zaman Başkurt lehçesinde yazmazdı. Başkurtça ancak konuşma dili olarak yaşamıştı. Son devirlerin tanınmış yazar, tarihçi ve şairlerinden Habiünnecar Öteki, Zeki Velidî (Togan) ve Şeyhzade Babiç ve başkaları eserlerini Başkurt lehçesiyle değil, Kazan yazı dili ile kaleme almışlardır.

    Coğrafi Konum

     

    Şubat 1917 İhtilali patlak vererek değişik siyasî ve milli güçler etkinliklerini artırdığı dönemde Ahmet Zeki Velidi liderliğindeki Başkurtlar, Tatar aydınlarının kültürel milli muhtariyet tezine karşı çıkarak, tek başlarına “Küçük Başkurdıstan” kurma faaliyetlerine giriştiler. Bunu gerçekleştirmek için başta Bolşevikler aleyhindeki çarlık taraftarı güçlerin lideri General Kolçak’la işbirliği yaptılar. Kazak milli hareketi “Alaş Orda” da bu işbirliğine katılmıştı.

    Ancak Rus Kozaklarının lideri Dutof ve Kolçak’la uzlaşmaya varılamayınca Zeki Velidi bu sefer Lenin ve Stalin’le işbirliği yapmak zorunda kaldı. Ancak Bolşevik rejiminin milletler komiseri (bakanı) olan Stalin başta “Tatar-Başkurt Sovyet Cumhuriyeti’ni” ilan etmiş ve Ahmet Zeki Velidi’yi azletmişti. Neticede, O Türkistan dolaylarına kaçmak zorunda kaldı. Böylece “Küçük Başkurdıstan” hayali yıkılmış oldu. İç savaştan başarılı çıkan Bolşevikler de çok geçmeden “Tatar-Başkurt Sovyet Cumhuriyeti” yerine 1919’da Başkurdıstan, 1920’de Tataristan Muhtar Sovyet Sosyalist Cumhuriyetlerini ilan ettirdiler.

    23 Mart 1919’da RSFSC’ye dahil olarak kurulan Başkurt Muhtar Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin (MSSC) başkenti Ufa olup, toplam nüfusu 3.943.113’dü. (1989). Yüzölçümü 143.600 km2dir. Başkurt Cumhuriyet’i Güney Ural’dan batıya doğru Belaya (İşimbay) ve Kama nehirlerine kadar uzanır. Ülkenin batı kısmının yarısı vadilerle bölünmüş yaylalardan ibaret olup, bu bölüm verimli “kara toprakla” örtülüdür ve burada başlıca buğday yetiştirilir. Bozkırlarda ise hayvancılık yapılır. Doğuya Ural’a doğru olan kısımlar ise sık ormanlıklarla kaplıdır.

    Bugün Başkurdıstan idarî yönden 5 rayon (mahalle) ve 17 şehre ayrılmıştır (Ufa, Sterlitamak, Oktaybirski, Beloret, İşimbay, Salavat, Kümirtav, Sibay ve Belebey).

    Nüfus

     

    Başkurdıstan’ın sunî bir kuruluş olduğu, Cumhuriyet’in nüfus dağılımından da anlaşılmaktadır. 1989 sayımına göre 1.449.462 Başkurt’un %92,8 (1.345.231) Rusya Federasyonu’nda, bunun da %59,6’sı (863.808) kendi adlarına kurulan cumhuriyette yaşamaktadırlar. Tablo 4 incelendiğinde Başkurtların cumhuriyet genel nüfusunda ancak üçüncü sırayı aldıkları anlaşılmaktadır.

    Tablo 4’ten de görüleceği üzere Başkurtlar diğer iki Türk topluluğu Tatar ve Çuvaşlar ile %53,32’lik bir orana ulaşabilmektedirler. Tablo 4 incelendiğinde 1979 ile 1989 yılları arasında Başkurt nüfusunda bariz bir azalma, Tatar nüfusunda ise olağan üstü bir artış gözlenebilir. Aslında bu aldatıcı bir durumdur. Çünkü 1989’a kadar nüfus sayımlarında Tatarların bir kısmı zorla Başkurt diye kaydedilmişti. Ancak liberalleşme politikası ile birlikte bu uygulamadaki katılıktan vazgeçilmesi Tablo 4’ün ortaya çıkmasına sebep olmuştur.

    Başkurtların %59,6’sı kendi cumhuriyetlerinde yaşarken %32,2’si Cumhuriyete komşu Çelyabinsk, Perm, Samara, Orenburg, oblastlarında Tataristan Cumhuriyeti’nde ve Rusya Federasyonu’nun diğer bölgelerinde yaşadığı anlaşılmaktadır. %7,2’si ise Tatarlar gibi Orta Asya cumhuriyetlerinde bulunmaktadır.

    Başkurdıstan’ın siyasî yapısı ve yönetimi de, diğer muhtar cumhuriyetlerde olduğu gibi Tataristan’daki duruma aynen benzemektedir. Siyasî ve ekonomik kararlarda yerli halkın, yani Türklerin bir ağırlığı olmamaktadır.

    Tataristan gibi Başkurdıstan’da da başkanlık sistemi mevcut olup, Murtaza Rahimov Cumhurbaşkanıdır. Türkiye ile ilişkileri Tataristan’la nazaran daha az olmakla birlikte, bir hayli Başkurt öğrenci, Tatar ve Çuvaş öğrenciler gibi Türkiye’de tahsil görmektedirler.

    Ekonomi

     

    Bu Türk cumhuriyette de petrol ve tabiî gaz yatakları mevcuttur. Tuymasi-Ufa-Omsk (Sibirya), İşimbay-Şkapova -arasında petrol hatları mevcuttur. Şkapova-İşimbay ile Magnitogo arasında ise tabiî gaz hatları geçmektedir. Rafineriler ve petro-kimya fabrikaları (Ufa-İşimbay-Salavat) Başkurdıstan’ın ana ekonomisini teşkil ederler. Güneyde Kuyurgas’ta kömür, Baymak’ta bakır, Novaya Priştina’da boksit ve başka bölgelerde de altın, manganez, krom ocakları mevcuttur. Yılda takriben 40 milyon ton petrol, 3,5 milyon m3 tabiî gaz elde edilir. Son yıllarda bu miktar oldukça azalmıştır.

    Kültür ve Eğitim

     

    İhtilalden önce, yukarıda da belirttiğimiz üzere, bütün Başkurtlar, Tatarca eğitim görmekte idiler. Sovyet hakimiyetinden sonra 1920’lerde artık bu bölgede Türkler için iki ayrı şivede eğitim başlatılmış oldu. 1966/1967 ders yılında 7 ayrı dilde eğitim yapılmakta ve 762 Başkurt, 1070 Tatar ve 2085 Rus okulu mevcuttu. Sovyet yönetimi Başkurdıstan’da okuma-yazma probleminin çözüldüğünü belirterek okuma-yazma oranının Başkurtlarda %98,9 Tatarlarda 99,1 ve Ruslarda 98,6 olduğunu belirtmekteydi.

    Başkurdıstan’da yöneticiler her fırsatta Tatar-Başkurt ayırımını yapmakta Cumhuriyetteki oranları hayli düşük olmasına rağmen onlardan daha fazla sayıda öğrenciyi yüksek okullara kabul etmekte, ilmî kadrolara getirmekte, Tatarlar ile Başkurtlar arasında haksız bir rekabet yaratarak, bu iki kardeş boyu bir birine düşürmeye çalışmaktadırlar. İlk ve ortaöğretimde bu nevî bir ayırım yapmak hayli zorsa da yüksek tahsilde bunu uygulamak daha kolaylaşmaktadır. Tablo 8 ve 9’daki istatistiki rakamlar bu durumu daha bariz gözler önüne serecektir.

    Talebeler arasındaki oranı incelediğimizde Başkurtların kendi nüfuslarından daha fazla oranda yüksek tahsil talebesine sahip olduğunu görmekteyiz. Fakat Başkurdıstan’daki Tatar ve Başkurtların toplamından daha az sayıya sahip olan Ruslara yüksek okullarda daha fazla yer verildiği de dikkatten kaçmamalıdır.

    Havacılık enstitüsü gibi stratejik ehemmiyeti olan bir meslek branşında ise büyük ağırlığı Rusların teşkil etmesi de ayrıca dikkat edilmesi gereken bir husustur. Başkurdıstan’daki ilmî kadroların millî dağılışını incelediğimîzde de durum yukarıda belirttiğimiz görüşleri teyid eder mahiyettedir, l Ocak 1967 tarihine göre Başkurdıstan’daki ilmî kadroların dağılışı Tablo10’daki gibi idi.

    Başkurdıstan’da irili ufaklı Rusça 68, Başkurtça 21 ve Tatarca 5 gazete Başkurtça 5, Rusça 3 ve Tatarca l dergi çıkmaktaydı. Fakat bunlar Tataristan örneğinde de belirttiğimiz üzere mahalli gazete ve dergiler olup, kayda değer ehemmiyetleri yoktur. Dergiler arasında ancak üç tanesi kayda değerdir. İlki ve en mühimi Başkurdıstan Yazarlar Birliği’nin yayın organı olan Agidil’dir.

    Bu edebiyat, sanat, kültür ve politika dergisi Tataristan’daki Kazan Utları dergisinin muadili durumundadır. Agidildışında Başkurdıstan Ukutisıhı (Okutucusu) adlı pedagojik dergi ile Henek (Yaba) adlı mizah, Başkurdıstan’ın kültür hayatında mühim bir yer işgal ederler. 1966’da Başkurtça toplam tirajı 841 bin olan 141 kitap, toplam tirajı 1.350.000 olan beş dergi basılmıştı.

    Ufa radyosu Rusça başta olmak üzere Başkurtça ve Tatarca yayınlar yapmaktadır. Başkurdıstan’da 4600 okulda toplam 800 bin öğrenci okuduğu Rusça, Başkurtça, Tatarcanın dışında Mari, Mordva, Çuvaş ve Umdurt dillerinde de dersler alabilmektedir. Cumhuriyetin 84 teknik okulunda tahsil görenlerin sayısı ise 33 bine ulaşmıştır. Başkurdıstan’ın yedi yüksek okulunda 1600 pedagog görevlendirilmiş olup, bunların 440’ı öğretim üyesidir.

    Bugün Başkurdıstan’ın başkenti olan Ufa XVIII. yüzyıldan itibaren Rusya’nın Avrupa bölümündeki Türklerin dini merkezi olmuştur. II. Katerina tarafından 1789’da kurulan müftülük 1943 yılında tekrar organize edilmiştir. Kısa süre öncesine kadar Ufa “Sovyetler Birliği Avrupa bölümü ve Sibirya Müslümanlarının Ruhani İdare”sinin merkezi idi.

    Başkurdıstan bütün Başkurtların %60’ının yaşadığı bir muhtar cumhuriyeti olup, esasta bu Cumhuriyetin esas halkı olan Tatar ve Başkurtlar bir takım hakların dışında fazla söz hakkına sahip değildirler ve ekonomiye büyük katkıları olduğu halde, dünya kamuoyundan tecrit edilmiş durumdadırlar.

    1990’larda Başkurtlarda da millî şuurun canlanmaya başladığını görmekteyiz. Başta “Ural” olmak üzere değişik millî ve siyasî cemiyetler kurulmuştur. Bu dernekler değişik toplantılar düzenleyerek bilhassa Başkurt nüfusunun azalması konusunu gündeme getirmektedirler. Moskova’nın uyguladığı politikalar nedeniyle Başkurtlar problemlerinin nedenlerinden biri olarak da Tatarları görmektedirler.

    Bu nevi bir yaklaşım ve Başkurdıstan’daki Tatarlara baskı uygulama eğilimleri iki kardeş toplumu bir birine düşürmüş bulunmaktadır. En son olarak “Ural”, Başkurt Halk Merkezi, Başkurt Gençler İttifakı ve Başkurt Kadın-kızlar Teşkilatı 22-23 Şubat 1991’de Ufa’da “V. Bütün İttifak Başkurt Halk Toplantısı”nı düzenlediler.

    Bu kongrede “Başkurt halkının durumu ve milleti canlandırma ile ilgili manifesto” ilan edildi. Kısacası Başkurtlar da kendi imkanları çerçevesinde millî şuuru canlandırmaya gayret etmektedirler. Ancak Başkurdıstan’ın resmî yönetimi Rusya Federasyonundan kopma gücünü gösterememiştir. 31 Mart 1992’de yeni federasyon antlaşmasını imzalayarak Moskova’ya bağımlılığını göstermiştir.

    Devamı.. »
  • Yakutistan Cumhuriyeti / Saha-Yakut Türkleri

     

     

    Kendilerine Saka veya Saha diyen Kuzeydoğu Sibirya’da bilhassa Yakut (Saha) Cumhuriyeti’nde yaşarlar. Yüzölçümü bakımından eski Sovyetler Birliği’ndeki en büyük muhtar cumhuriyeti olup, 3.103.000 km.2’dir. Başkenti Yakutsk olan Yakutistan’ın genel nüfusu 1.094.005’tir (1989). Doğusunda Orta Sibir dağları ve kuzeybatısında Doğu Sibir dağları bulunmaktadır. Yakutistan’da Anabar, Olenek, Lena, Yaba, İndigirka ve Koluma nehirleri bulunur.

    Ülkenin %20’sinden fazla bölümü kuzey kutbundadır ve 2/3’si dağlarla kaplıdır. Güneydeki göller yöresi hariç toprak tamamen buzlarla kaplıdır. Kış 180 ile 220 gün arası sürer. Ocak ayı ortalaması -34° ile -45°C (en fazla -68°C) derece arasındadır. Yaz çok kısa sürmekte olup, 85 ile 100 gün arasındadır. Temmuz ayı ortalaması 18°-19°C’dir (en fazla 38°C).

    Ülkenin 4/5’ünü kutup bölgesine has iğne yapraklı ağaçlar kaplar ve Yakutistan’ın ancak %l’i tarıma elverişlidir. Genellikle nehirlerde balıkçılık yapılır, ormanlarda kürk hayvanları avlanır. Bunun dışında soğuğa dayanıklı Ren geyikleri ve at beslenir. Bu sert iklim şartlarına rağmen Yakutistan yeraltı madenleri yönünden zengin bir ülkedir.

    Aldan, İndigirka ve Koluma’da bol miktarda altın elde edilir. Bunun dışında Vilcuc ve Olenek’te elmas madenleri bulunmaktadır. Bu iki kıymetli madenin dışında kurşun, çinko, volfram, molibden de elde edilmektedir. Yakutistan’da 2.500 milyon tonluk çok zengin kömür rezervinin bulunduğu tahmin edilmektedir.

    Tabiat şartları çok elverişsiz olduğu için demiryolu ulaşımı olmadığı gibi diğer neviden ulaşımlar da zor yapılmaktadır. Halk bilhassa yaşamaya daha elverişli olan Orta Lena-Aldan ve Vilcuc havzalarında yerleşmiştir. 1989 nüfus sayımına göre Yakut Cumhuriyeti’nin genel nüfusu 1.094.065’e ulaşmıştı.

    Yakutların %95,5’inin kendi cumhuriyetlerinde yaşamalarına rağmen ancak %38,4’lük bir orana sahip oldukları görülür. Aslında yaşamaya pek elverişli olmayan bu topraklar yeraltı zenginlikleri dolayısıyla Rusları celp etmiş olup, onlar genel nüfusun %50’sini ellerinde tutmaktadırlar. Son yıllarda cumhuriyet nüfusunun artışı ise nüfus artışından ziyade bu yörelere çalışmaya gelenlerin artışından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

    Kültür

     

    Tarihi olarak Tuvacaya yakın olan Yakutça kuzeyde kendi içine kapalı olarak geliştiği için bugün diğer Türk lehçeler ile benzerliği yok denecek kadar azdır. Dolayısıyla da Yakutça konuşan biri ile anlaşmak çok zordur. dilin %50’si eski Türkçe kelimeler ihtiva etmekle birlikte bir hayli kelime de komşularından, bilhassa Moğolcadan alınmıştır. XIX, yy.’dan itibaren Kril harfleri ile yazılan Yakutça, 1920’den 1938’e kadar Latin harfleri ile yazılmış sonra bütün Türk lehçelerde olduğu gibi Kril kullanılmaya başlanmıştır.

    Bugün Yakut edebiyatı bir hayli gelişmiş olup, Sovyet döneminden önce A. Kulakoskay (1879-1926), A. I. Sofron(ov) (1886-1936), P. Oyun(ski) (1839-1939) gibi Sovyet döneminde ise S. P. Kulaç(ikov)-Elley (doğ. 1904). A. Künde-İvanov (1898-1954) gibi yazar ve A. Açugiya Mordinov (doğ. 1906) gibi şairler yetişmiştir. Yukarıda adını belirttiğimiz P. Oyun(ski) 20 yıllık bir çalışma ile Olongho adı verilen, ekseri on-onbeş mısradan ibaret ve kahramanının adı ile anılan destanları toplamıştır. Yakut şair ve yazarları Türklerden bilhassa Kazak edip ve şairleri ile edebi temas halindedirler.

    Bu da her iki tarafın bir kökten geldiğinin şuuruna varmış olmanın bir örneğini teşkil eder. Bir hayli Kazak eseri Yakut okuyucusuna takdim edilmiştir. Gerek Yakutistan’da ve gerek Kazakistan’da bir diğerinin “edebiyat günleri” kutlanmakta ve bu vesile ile her iki ülkenin edipleri bir araya gelmektedir. Buna benzer faaliyet 1980’de Kazakistan’da yapılmıştı. 1983 yılında ise Yakutistan’da “Kazak edebiyatı günleri” (24 Haziran-4 Temmuz) düzenlendi. Kazak yazar ve şairleri Yakutistan’da pek büyük bir sevgi ve hürmetle Orta Asya Türk kültürünün ortak bir ürünü olan kımız (at sütü) kaseleri ile karşılandılar.

    Kısacası diğer Türk boylardan hayli uzakta kalan Yakutlar sayıca fazla olmamakla birlikte bütün güçleri ile kendi kültürlerini, örf ve adetlerini yaşamaktadırlar. Hatta bir Kazak yazarının ifadesine göre; Yakutistan’ın, Rusların büyük sayıda bulunduğu başkenti Yakutsk’ta bile çocuklar Yakutça konuşmaktadırlar.

    Ekonomi

     

    Halkın geçim kaynakları arasında kürk avcılığı ve balıkçılık önemli yer tutar. Ülkede bulunan samur, kutup tilkisi ,sincap, tilki ve nadir balık çeşitleri; avcılar ile maceraperestleri kendine çeker. Bu avcılar sayesinde üretilen kaliteli kürklerin ve balıkların şöhreti bütün dünyada meşhurdur. Yakutistan’ın en önemli kaynaklarından biri de yer altı zenginlikleridir.

    Ülkede elmas, altın, gaz, kömür, gümüş ve bakır çıkarılmaktadır. Mendeleyev tablosundaki bütün elementler Yakutistan’da bulunmaktadır. Elmas Saha yurdunda çok önemli bir yere sahiptir . Bunların en değerlilerinden biri de Moskova’da müzede bulunan ve 342,5 karatlık pırlantadır. Yakutistan’ın hemen her bölgesinde elmas çıkarılmaktadır.

    İdari Yapı

     

    Hükümet, cumhurbaşkanı ve onun yardımcılarından oluşmaktadır. Yardımcıların kendi bölümleri vardır ve çeşitli konulardan sorumlu olarak çalışırlar. Halen Saha cumhuriyetinde 14 bakanlık vardır. Bunlardan 12′sinin başında Saha Türkleri vardır. Ülkenin parlamentosu (İl Tümen)ise 200 kişiden oluşmaktadır.

    Bunların da % 83′ü Saha Türküdür. Cumhuriyetin sembolü beyaz turnadır. Ülkede Yakutsk, Aldan, Verkoyansk, Mirnıy, Olyokminsk adlı oblastların (eyaletlerin) dışında 32 rayon vardır. Nüfusun % 90′ı merkezdeki bölgelerde, Yakutsk ve Vilüysk şehirleri civarında yerleşmiştir. Moskova sömürgelerinin hepsinde olduğu gibi burada da yerli ahalinin yüzdesi yıllar geçtikçe düşmekte, kolonize etmek için getirilen Rus nüfusu artmaktadır.

    1990′lı yılların başında Cumhuriyette milli hareketler oluştu. İlk ortaya çıkan hareket "Saha Omuk" hareketidir. Daha sonra "Saha Keskile" hareketi ortaya çıktı. Glasnost ve Perestroika ile birlikte Moskova merkezli olarak ortaya siyasi partiler çıkmıştır. Bunlardan Sosyal Demokrat Parti Rusya’ya yönelerek Rusya ile tam bir birlik oluşturmak istemektedir.

    Bir diğer parti Cumhuriyet Halk Partisi’dir. Bu partinin kurucusu Moskova’da yaşamaktadır ve faaliyetlerinde merkeze bağlıdır. Yakutistan Halk Partisi ise bağımsız bir devlet kurmayı amaç edinmiştir. Partinin başkanı genç bir Saha Türkü olan İ.Miroslav’dır.

    Devamı.. »
  • Özbekistan Cumhuriyeti

     

    Türk dünyasının en büyük nüfuslu ülkelerinden biri olan Özbekistan, Orta Asya cumhuriyetleri içinde çok geç bağımsızlığını kazandığı hâlde ciddi bir ekonomik gelişme gösteren büyük bir ülkedir. 30 milyonluk nüfusuyla Turan illeri içindeki en büyük ülkelerden biridir.

    Özbekistan, resmi adıyla Özbekistan Cumhuriyeti (Özbekçe: O‘zbekiston Respublikasi), Orta Asya'da, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nden bağımsızlığını kazanmış Türk lehçelerinden Özbekçe konuşan bir devlet. Özbekistan, (Azerbaycan, Kazakistan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Kırgızistan, Türkiye, ve Türkmenistan ile birlikte) günümüzdeki yedi bağımsız Türk devletlerinden biri olup TÜRKSOY'un üyesidir.

    Denize kıyısı olmayan ülkenin komşuları kuzeyde ve batıda Kazakistan, doğuda Kırgızistan ve Tacikistan ile güneyde Afganistan ve Türkmenistan'dır.

    Özbekistan ekonomisi, pamuk, altın, uranyum ve doğal gaz dahil olmak üzere ağırlıklı olarak meta üretimine dayanır. Piyasa ekonomisine geçmeyi hedeflediğini ilan etmesine rağmen, ülkede yabancı kaynaklı yatırımı caydıran sert ekonomik kontroller bir şekilde devam etmektedir.

     

    Piyasa ekonomisine tedrici, sıkı kontrollü geçiş politikası yine de 1995 sonrası ekonomik iyileşmede olumlu sonuçlar üretti. Özbekistan'ın insan hakları ve bireysel özgürlükler konusunda iç politikaları bazı uluslararası kuruluşlar tarafından ağır bir biçimde eleştirilmektedir.

    Devamı.. »
  • Kırgızistan Cumhuriyeti

     

     

     

     

    Kırgızistan (diğer resmî adı-Kırgız Cumhuriyeti) Orta Asya’nın büyük iki dağ sistemlerinin Tanrı Dağı (Tiyen-şan) ve Pamir arasında bulunmaktadır. Kırgızistan’ın bu bölgesine Kırgızlar “Ala-Too” (Buz tepeli büyük dağlar) da diyorlar. Ülkenin toprağı 199,9 km ve doğudan batıya 900 km, kuzeyden güneye 425 km’dir. Ayrıca, Kırgızlar ülkesinin yüzölçümü Hollanda, Belçika, İsviçre ve Portekiz’in yüzölçümlerinin toplamına eşittir denilmektedir. Kırgızistan’ın en kuzey noktası Roma ile, en güney noktası ise Sicilya adası ile aynı enlemdedir.

    Kırgızistan’ın dört ülkeyle ortak sınırı vardır: Çin’le güney ve güneydoğuda, Kazakistan’la kuzeyde, Özbekistan’la batıda, Tacikistan’la güneybatıdadır. Rus sömürgeciliği ve Sovyet devleti dönemlerinden kalan Çin-Kırgız sınırı anlaşmazlıkları genel olarak XX. yy.’ın 90’lı yılların sonlarında iki tarafın da rızasıyla çözüme kavuşturulmuştur. Söz konusu meselenin çözümündeki önemli unsurlarından birisi, Kırgızistan’ın Doğu Türkistan’ın (Sincan-Uygur Özerk Bölgesinin) Çin’den ayrılmasını ve bağımsızlığını isteyen ayrılıkçı Uygur göçmenleri ve diğer güçlerin tüm siyasî partilerinin ve diğer örgütlerinin faaliyetlerinin Kırgızistan tarafından yasaklanması idi.

    Kırgızistan ve Özbekistan, ayrıca Kırgızistan ile Tacikistan arasında bazı sınır bölgeleri hâlâ tartışılır durumda, çünkü SSCB döneminde cumhuriyetler arasıdaki sınırlar idarî ve iktisadî bölünmenin formalite unsurları olarak değerlendirmekte idi. Günümüzde Kırgızistan, Tacikistan ve Özbekistan arasıdaki sınırların belirlenmesi görüşmeleri halen devam etmektedir. Kırgız-Kazak sınırları konusu hemen hemen çözülmüş bulunmaktadır.

    Başkenti Bişkek şehri (nüfusu 756 bin), 1825 yılında Hokand Hanlığı’nın Bişkek bölgesindeki kalesi olarak kurulmuştur. 1922 yılında Dağlık vilâyetinin merkezi, 1924 yılında Kırgız Özerk vilâyetinin başkenti olmuştur. 1926 yılından itibaren şehrin adı Frunze olarak değişti rilmiştir (Bolşevik ordu komutanı Mihail Frunze adını almıştı). 1991 yılında şehre tarihî ismi geri iade edilmiştir. Ekim 2000’den itibaren Oş şehri (nüfusu 214,7 bin) ülkenin güney başkentidir.

    2000 yılında Oş şehrinin 3000. yıldönümü kutlanmıştı. Şehrin ortasında meşhur Taht-ı Süleyman (Sulayman-Too) dağı bulunmaktadır. M.S. I. asırda Oş şehrinin yerinde Fergana’daki Parkana (Dayuan) Devleti’nin tarihî büyük şehirlerinden birisi olan eski bir şehir bulunuyordu. Kırgızistan idarî yönden 7 vilâyetten oluşmaktadır: Bunlar, Batken (merkezi Batken şehri), Celal-Abad (merkezi Celal-Abad şehri), Narın (merkezi Narın şehri), Oş (merkezi Oş şehri), Talas (merkezi Talas şehri), Çu (merkezi Bişkek şehri), Isık-Göl vilâyetlerinden (merkezi Karakol şehri) ve başkent Bişkek. Vilâyetler ilçelerden oluşmaktadır. Toplam 40 ilçe ve 22 şehir bulunmaktadır.

    2001 yılının başı itibarıyla Kırgızistan’da 32 resmî kayıtlı siyasî parti bulunmaktadır. 1992 yılında “Toplum Örgüt ve Kuruluşları Hakkında” Yasası ve 12 Haziran 1999’de “Siyasî Partiler Hakkında” yasa kabul edilmiştir. Yasaya göre dinî temele dayanan siyasî partilerin kurulması yasaklanmış, ayrıca anayasal rejimin değiştirilmesi, sosyal, ırk, millî ve dinî ayırımcılık ve düşmanlık amaçlarını güden partilerin kurulması ve faaliyette bulunması yasaklanmıştır. Yabancı ülkelerin siyasî parti kurmaları ve onların alt birimlerinin kurulması ve faaliyette bulunması da yasaklanmıştır. Önceki Komünist rejiminin acı deneyimleri ile bağlantılı olan ve en önemli sınırlamalarından birisi, devlet ve parti kurumlarının birleşmesi yasağıdır.

    Kırgızistan’ın ilk bağımsızlık yıllarında partiler, koyu Komünist karşıtı bloğu, liberal merkeziyetçiler ve koyu komünistler olarak bölünmüş (1991 yılı Eylül ayında Orta AsyaCumhuriyetleri arasıdan sadece Kırgızistan’da Komünist Partisi yasaklanmıştı, bu parti Kırgızistan Komünistleri Partisi olarak 1992 yılında, yani SSCB’nin tamamen çözülmesinden sonra yeniden kurulmuş, fakat bu sefer çok küçük bir parti ve devletle hiçbir ilişkisi ve bağlantısı olmadan kurulmuştu), 2001 yılının başlarına doğru partiler genellikle hükûmet yanlısı ve muhalefet partileri olarak ayrılmaya başlamışlardır.

    1991-1993 yılları arasında Komünistler ana muhalefeti oluşturduysa da onlar artık muhalefet partileri arasında önderliği kaybettiler. Ocak 2000’in başlarında eski Cumhurbaşkanı Yardımcısı ve eski Bişkek Belediye Başkanı General Feliks Kulov’un başkanlığındaki yeni muhalefet partisi olan Ar-Namus Partisi Kırgızistan Demokratik Hareketi Partisi ile seçim ittifakı yaparak birleştiler. Cumhurbaşkanı yanlısı partileri, Sosyal-Demokrat Partisi, Adalet Partisi ve Birlik Partisi dahil olmak üzere kendi seçim ittifakını oluşturmaya karar verdiler.

    Şubat 2000 genel seçimi, tarihte ilk defa parlamentoya parti listelerine göre seçimi de getirdi (parlamentoda parti listelerine göre seçilenler için sadece 15 kontenjan ayrılmıştı). Fakat parlamento çoğunluğu, geleneksel dar seçim bölgelerince şekillendirilmişti. Bazı muhalefet partileri seçime katılmaktan alıkonulmuşlardı ve dolayısıyla seçime ancak 9 parti girebildi. Parti listelerine göre aşağıdaki parti üyeleri meclise girme hakkını elde etmişlerdi. Bunlar Kırgızistan Komünistleri Partisi, “Birlik” Demokrat Güçler İttifakı (üç partiden, “Adalet”, Sosyal-Demokrat Parti ve “Birlik” Partisinden oluşan ittifak), Kırgızistan Bayanlar Demokrat Partisi, Afganistan ve Diğer Lokal Savaşlar Gazileri Partisi ve “Benim Ülkem” partisidir. Fakat parlamento üyelerinin çoğunluğu şu veya bu siyasî partiler ile sıkı ilişki veya bağlantıları olmayan siyasetçilerdir.

    Bu seçimler, böylece görünürde olan çok partili sistemden gelecekteki gerçek çok partili yönetim sistemine geçiş aşaması görevini yerine getirmiştir. Ülkede 400’e yakın sivil toplum örgütü, 12 sivil siyasî hareket bulunmaktadır. Bunların arasında Sendikalar, Kırgızistan Halkları Konseyi, Kırgızistan Hak ve Hukuku Koruma Hareketi, Sivil Toplum Örgütleri İttifakı, Kırgızistan Kadınları Konseyi, Kırgızistan Tarihçileri Derneği, millî ve kültürel merkezler ve diğerleri yer almaktadır.

    Devamı.. »
RSS
Loading...
loading...
loading...

istanbul escorts

altyazılı porno

istanbul escort

porno izle

istanbul escort

beylikdüzü escort halkalı escort maltepe escort şişli escort mecidiyeköy escort ataköy escort